Alıntı:
|
gorgpix tarafından gönderilen mesaj:
...
Misal iki bakkal yan yana. İkisi de aynı ürünü satıyor, birisi kaliteli ürünü satarken diğeri al-ver politikasına olan yatkınlığı nedeniyle ucuz belki kalitesiz olan mamülü ucuza kapatıp bu şekilde rant sağlıyor. Eee tabi müşteri dediğin ucuza gider. Sonra olan olur, sağlık kalite denklemi... ve neticesinde daha sonra ucuz olandan fayda gelinmeyeceği kuralı akla gelir. Ama olan olmuştur artık.
...
|
Ben bunu canlı yaşadım ama değişik bir şekilde. Lisedeyken mahallede iki bakkal vardı yan yana. Birinde böyle adını bile duymadığınız ucuz markalara sahip ürünler. Ucuz olan sadece marka değildi, nice öyle tanınmamış marka var da, ürünler de kalitesizdi. Diğer bakkal ise kaliteli ürünler satardı. Hatta bazen diğeri kaliteli ürünler satandan alır müşteriye verirdi.
Zamanla kaliteli ürünler satan bakkal gelişmeye, öbürü çokmeye başladı. Tam bu sırada kalitesiz ürünler satan bakkal gazete de satmaya başladı. Zamanla ürünlerde yavaş yavaş kalite yükselmesi oldu. Gazeteyi alan müşteri, geri kalan ürünleri de ondan almaya başladı. Öbür bakkal bu sefer zor duruma düşmeye başladı. O zamanlar Star Gazetesi hala Cem Uzan'ın elindeydi ve Yaysat gazeteyi dağımıyodu bilerek. Tam o dönemde eskinin kaliteli ürünler satan bakkalı sadece Star ve birkaç ürün satar olmuştu. Diğeri işi geliştiriyordu. 2 senede kapandı o bakkal. 1-2 yıl sonra geride kalan bakkalın sahibi muhtar adayı oldu ama kazanamadı. Şu an işi hafiften küçültüp işe devam ediyor.(en azından geçen sene öyleydi) Diğerine ise ne oldu bilmiyorum..
İki söz vardır bizim konumuzla ilgili...
Bir İngiliz atasözü diye biliyorum bunu,
"Ucuz mal alacak kadar zengin değilim."
Diğeri de
"Ucuzdur var illeti, pahalıdır var hikmeti."
Tabii ki sözler
reklam ve ciks şovenisti markalar ve ürünler için geçerli değil, gerçekten kalite olanlar için.