(hep uzun isimli okullarda okudum!)
Bursa Kükürtlü Ticaret ve Sanayi Odası İlköğretim Okulu, Sınıf 3;
Sınıfta maç yapıyoruz ve kalecimiz Kartal adında "yaramaz" bir çocuk... (ben de çocuktum sanırım) Bir anda top gençliğe hitabenin üstüne geldi ve gençliğe hitabe çerçevesiyle, camıyla beraber Kartal'ın kafaya... Çocuğun kafada büyük büyük cam parçaları var. O sırada ailesi arandı, ailesi okula geliyor ama çocuk sınıfta ders dinliyor ve tabi tam arkamda oturuyor. Bir yandan gülüyor ve korkuyorduk... çünkü sınıfta ders dinleyip, annesini bekleyen bir çocuk var, dahası çocuğun kafada cam parçaları var, tüm yüzü kanlar içinde.
---
Bursa Kükürtlü Ticaret ve Sanayi Odası İlköğretim Okulu, Sınıf 5;
Okulun bahçesinde tırmanmaya müsait bir ağaç vardı ve ilkokul 1-2'ler için en güzel oyun alanıydı... Tabi bizim için de! Okulun ilk haftalarıydı ve daha okula yeni ısınan 1 ve 2'ler ağaçta... Arkadaşlarımı ayartan ben, şöyle bir senaryoyla çocukları korkutuyorduk; "Burası yasak bölge, buraya girenler okuldan kovuluyor, dövüyorlar, gelin sizi müdüre götüreceğiz, artık okuldan atılacaksınız, eğitim hayatınız bitti vs.". Tabi ki çocuklar bayağı korkuyordu ve hatta bir çoğu hüngür hüngür ağlıyordu. Ertesi gün ise aynı çocuklar okula anneleriyle geliyorlardı ve çocukları korkutanları arıyorlardı. (bu kişiler biz oluyoruz) O haftalarda bu olay sıkça tekrar etmişti ama kimse bizden şüphelenmedi.
---
Bursa Kükürtlü Ticaret ve Sanayi Odası İlköğretim Okulu, Sınıf 5;
Her zamanki gibi bir okul günüydü fakat servis bizi okula getirince, öyle olmadığını anlamıştık! Okulun önünde olay yeri inceleme arabası ve ambulans vardı. Ertesi gece okul bekçimizin boğazı jiletle kesilmişti. Okulumuzun yarısı ise alt caddedeki "çocuk esirgeme yurdundan" gelen öğrencilerdi, "yurtlu" diyorduk onlara. İlk şüphelenilenler onlar olmuştu, hatta 1 hafta önce bekçi yurtlulara "bahçede top oynamayın diye bağırmış ve tartışmışlardı. Sonra katil bulundu mu, bilmiyorum ama herkes "kedidir kedi" der gibi "yurtludur yurtlu" diyordu. Bilemiyoruz...
---
Bursa Kükürtlü Ticaret ve Sanayi Odası İlköğretim Okulu, Sınıf 6; (1999)
17 Ağustos Depremi'nden sonra okullar tatil edilmişti ve daha sonra 12 Ekim'de açılmıştı. (yanlış hatırlamıyorsam) Okulun ilk günü olduğu için 1-2 ders yapılır gibi oldu ama sonra bizi evlerimize gönderdiler. Ben de okulun yakınlarında oturan bir arkadaşımın evine gitmiştim ve arkadaşımla pıleysteyşın oynayacaktık ama okul başladı diye dolabın üstüne kaldırılan bu aleti birisinin alması gerekiyordu. Arkadaşım dolabın üstüne çıktı, annesi dolabı tutuyordu ve ben odanın girişinde koridorda duruyordum. İşte o anda yine deprem oldu... (12 Ekim depremi miydi?) Koridorda duvarlar üstüme üstüme geliyordu ve ben ilk başta tırsmıştım ama sonra gülmeye başladım çünkü arkadaşım bağırıyordu; "anne dolabı sallama!".
---
Middlesex Anadolu Lisesi;
Bir gün evin bahçesinde gri bir tavşan gördüm ve onu takip ettim. Bana söylediği herşeyi yapıyordum, buna lisemin su tesisatını patlatmak da dahildi.
Ama bunları ben söylemedim, Donnie söyledi. (ya da söylese söylese, o söyler)
(Bkz. Donnie Darko)