Konu Başlığı: [Satılık] Hosting Firması
View Single Post
Sponsorlu Bağlantılar
Zoque.Forum
Advertisement
Old 26.09.2006   #11 (permalink)
David Wenham
 
David Wenham's Avatar
 
Üyelik Tarihi: 17.01.2004
Yer: İstanbul
Mesaj: 490
Görsel: 1
Re: [Satılık] Hosting Firması

Konu faydalı ilerliyor.

Öncelikle ben büyük balığın küçük balığı yutmasını gayr-ı ahlaki bulmuyorum. Zaten burada da bulan yok sanırım. Bu bir tespit. Bu hayatın da ötesinde bir kainat kuralı. Şimdi koskoca vestel neden tutup da bir mahalle arkası ajansına yaptırsın web sitesini. Ya da bir Turkcell neden yazılım geliştirmek için 2. sınıf bir yazılım firmasıyla çalışsın. Adamların her türlü imkanları var. 10. sn lik reklam için binlerce $ para verebilen bu firmalar, elbette kendi standartlarını oluşturmuş, işine hakim ve vizyon sahibi firmalarla çalışacaktır.

Bir de ben şuna inanıyorum, yaptığınız iş kaliteliyse, ve siz de minimum seviyede ortalama zekaya sahipseniz bir şekilde başarıyı yakalarsınız. Bunda ayağınıza gelmiş fırsatları iyi değerlendirme ve disiplinli çalışmanın önemini atlamamak lazım. Zira dünyanın en yetenekli insanı olun, müşterilerinize eziyet çektiriyorsanız 3. gün kimseyi bulamazsınız.

Elbette sektörde sıkıntılar, daralmalar var. Fakat acaba biz kendimizden yeterince fedakarlık yapabiliyor muyuz. Aldığımız işi kendi işimiz gibi yapıyor ve müşterimize tam zamanında yetiştirebiliyor muyuz. Malesef bu forumda bir karamsarlık ve başarısızlık öyküleri hakim. Bırakın forumu, en üst düzey ajans çalışanlarınınve sahiplerinin üye olduğu mail gruplarında bile öyle muhabbetler dönüyor ki inanamazsınız. Bu da bu işe yeni başlayan insanları bırakın, bu işe yıllarını vermiş insanları dahi ümitsizliğe sokabiliyor. NTV'de Okan Bayülgen'in bir programında masada yer alan ülkenin en ünlü reklamcılarının bile sürekli sektörün bunalımlarına vurgu yaptığı ve ellerinden geldiğince reklam sektörünü cazibe merkezi olmaktan çıkarmaya yönelik bir tavır sergilediklerini hala unutmadım. Kazandıkları milyon dolarlar, altlarındaki cipler, kollarındaki mankenler dahi birilerini tatmin etmiyor, ve pastadaki paylarının daha fazla küçülmesini engellemek için bir ajitasyon yapmaktan dahi çekinmiyorlar....

Aklıma şu geldi. Benim kendimce bir gözlemim var. Evli insanlar mutlu oldukları zaman mutluluklarını eşleriyle paylaşırlar, fakat mutsuz oldukları zaman da bunu her fırsatta geyik babından da olsa arkadaş ortamlarında dile getirirler. Böylece bekarlar evliliği hep korkunç bir şey olarak düşünürler. Oysa evliliğin de bir sürü müthiş deneyimleri vardır. Fakat kimse tutup da eşiyle yaşadığı bir mutluluğu arkadaşına anlatmaz (en azından erkekler-birçoğu) Acaba biz de bu durumda mıyız. Bence çok güzel bir mesleğimiz var. Mesela ben bana gelen bir web tasarımını sabah 08:00 de kalkıp herşeyimle konsantre olup akşam 18:00 e dek, bilemedin ertesi güne dek bitirsem bir inşaat amelesinin 1 ay sırtında çimento taşıyarak kazandığı para kadar, ya da daha çoğunu kazanabiliyorum. Üstelik oturduğum yerden. Ya da bir firma çalışanıysanız ek iş olarak limon satmak zorunda kalmıyorsunuz. Meslek her an ek iş almaya oldukça müsait. Bence mesleğimiz (grafikerlik, web tasarımı üzerinden konuşuyorum..) Ya da genel olarak bilişim sektörü. Bu sorunlar her sektörde var. Lokantacının derdi sokağında hızla artan cafe-restoranlar, internet cafecilerin derdi artan internet cafeler ya da PC satışları, mimarların derdi ipini koparanın(!) mimar olması vs. vs. Biraz geniş bakarsak her sektörün sorunları var. Dolayısıyla teknolojiye, modernist ekonomiye ayak uyduramayan tutunamaz. Hala karanlık loş bir ortamda bir yandan ete konan sinekleri kovmaya bir yandan da et satmaya çalışan kasap, kolaycılığa (şark kurnazlığı da denilebilir) kaçıp hükümet politikalarına, devlete sayıp söveceğine önce satış yaptığı alanı müşteri için çekici hale getirmelidir. Önünden günde 100-200 kişinin geçtiği mahalle arasına teknoloji market açan, ve bir online satış sitesi açmaya yanaşmayarak sinek avlayan kişi, hatayı dışarıda değil, kendi stratejilerinde aramalıdır. Yani suç sadece sektörün değil, sektörün yeniliklerine ayak uyduramamaktan da kaynaklanıyor. Sonuçta iş piyasası yaşayan bir organizma. 1980 yılında kurduğunuz ve o yılın tüm standartlarına sahip bir marketi hala o yılın marketçilik zihniyetine göre işletiyorsanız bence oturup carrefour hakkında konuşmak "geyik" ten öte gitmez. Bence milletimizin en büyük problemi bu; kendinden başka herkesi suçlayıp (devlet, hükümet, sektör, çalışanlar, dış güçler vs vs..) kendine yöneltmesi gereken soruları sormayıp, verilmesi gereken cevaplar üzerinden yapılması gerekenleri yapmamak..

Toparlayayım.

Evet her sektörde olduğu gibi başarısızlıklar olabiliyor. Hele ki devamlı surette kendini yenileyen bir sektördeyseniz ayak uydurmak daha da zor olabiliyor. Ayak uydursanız da büyük firmalar size rekabet alanı vermiyor olabiliyor. Yine de -önce kendime söylüyorum- gardımızı yüksek tutalım, kendimize güvenelim, geleceğe inananalım, disiplinli çalışalım. Girişimci olalım. Takip eden değil, takip edilen projeler üretmeye gayret edelim. Kısacası ümitlerimizi, hayallerimizi kaybetmeyelim. Hayallerimize yüzme de öğretelim ki, suya düşerlerse boğulmasınlar... Boğmasınlar..

Mesaj David Wenham tarafından 26.09.2006 (19:18) yeniden düzenlendi..
David Wenham şu an çevrimdışı   Mesajdan alıntı yaparak yeni bir cevap ekleyin