Merhaba... Küçük bir hayat hikayesi anlatayım. Tanışmış oluruz.
17 yaşında İstanbul'a -kader- ortağımla sermayesiz gelmiş, direnmiş ve 19 yaşında şirketini kurmuş bir kulum. Şu an Türkiye'de profesyonel çizgide endüstriyel
web tasarımları yapan sayılı firmalardan biriyiz.
Küçük yaşlarda merakla başladı herşey. Bir
bilgisayarım olsun diye dua ettiğim zamanlar ve o zamanlardan biriktirdiklerim.. Onları hala harcayamadım. Birazı cebimde, birazı bilmediğim ama aradığımda mutlaka bulabileceğim bir yerlerde duruyor. Öğrenimim lise fakat diplomamı alamadım. Sahip olduğum tek diploma var, o da hayat okulundan... Torpili yoktur, emekle, gece gündüz demeden, dış etkenlerin tümünü gözardı ederek, çalışarak alınmıştır. Oldukça değerlidir. Mezun olma şartları zordur, okuyanlar bilir...
Zamanın, hayat okulundan mezun olduktan sonra diplomayı nasıl değerlendireceğimi düşündüğüm sularında, bilginin tek başına yeterli olmadığını gördüm. Ertesi gün herkes benden bunu alacak düşüncesiyle yatıp, sabah kalktığımda elimin boş olduğunu görmüştüm... Eksikti birşeyler.
O zamana kadar öğrendiklerimi (bir kaç programlama dili) ortağıma aynen geçirdim. Kaba oldu ama, öyle. Onu (bilgiyi) alamadığı yerlerde zorla verdim hatta. Gerekiyordu, mecburduk. Ona gerekli azmi ve bilgiyi aşıladıktan sonra, yetersiz olan taraflarımızı tamamlamaya çalıştım. İnsan ilişkileri konusunda kendimi eğittim (çok derin bir mevzu bu aslında), düşünülmemişleri düşünmeye çalıştım, nelerin değerli, nelerin değersiz görüldüğünü çözdüm, başarısızlıkların nedenlerini araştırdım ve onları yaşamamak için
formüller ürettim, yaptım, ettim, uyguladım, gördüm... düm... dum....
İki kişi, koca bir ekip gibi çalışmaya devam ettik. Satış konusunda tecrübe edindim. Her görüşme sonrası yeni birşeyler -mutlaka- öğrendim. Öğrendiklerimi aradan zaman geçirmeden uygulamaya döktüm. Korkmadım. Kovaladım.
Eskisi gibi hiçbirşeyde acele etmedim. Bugün o olmasa bile, yarın için olacağını garantiye aldım. Başlangıç için iyi bir taktikti. Nitekim olumlu da sonuçlandı. Gençliğin saldırganlığı da yoktu, beklerdim, bekledim de.
Hikayeyi uzatıp sizleri de sıkmayayım, bugün içinse olumlu şeyler düşünüyorum. Tecrübelerini bana anlatacak biri hiç olmadı ama (yaşadıklarımı saymıyorum) Allah ömür verirse, yaşayacaklarımı ardımızdan gelenlere aktarmaktan büyük mutluluk duyarım.
Saygılar.