View Single Post
Sponsorlu Bağlantılar
Zoque.Forum
Advertisement
Old 08.08.2000   #17 (permalink)
mucit
 
Üyelik Tarihi: 30.07.2000
Yer: İstanbul
Mesaj: 25
Nejat Muallimoğlu'nun Bütün Yönleri ile Hitabet (3. baskı, 1991) s. 135-136'dan…
"
Türkçe bugün dünden daha zengin bir dil. Hayır! Hayır! Hayır! Günümüzün Türkçe'si, milyonlarca ve milyonlarca insanın ağızlarında geveledikleri dil, dünün Türkçe'sinden, bu satırların yazarının Türkçe'sinden çok, çok, çok daha fakir. "Türkçe'miz zenginleşti," diyenlerin nasıl yalan söylediklerini bir iki misalle göstereyim.

Churchill Rusya'dan şöyle bahsetti: "I cannot forecast to you the action of Russia. It is a riddle in a mystery inside an enigma."
İngilizce-Türkçe sözlüklerde mystery, riddle ve enigma kelimeleri şöyle tarif ediliyor: mystery-esrarlı şey, hikmet, muamma; riddle-muamma, bilmece; enigma-muammalı, esrarengiz.
Kurum'un sözlüğünden: muamma-bilmece, anlaşılmaz iş; hikmet-neden, gizli neden; sır-gizem. Şimdi, gelin, bu "öz Türkçe" kelimelerle Churchill'in ne dediğini anlayalım: "Rusya'nın nasıl bir yol izleyeceğini önceden kestiremem. O, bir gizem içindeki, gizli nedendeki bilmecedir." Nasıl, anladınız mı? Şimdi de, hakiki Türkçe ile dilimize aktaralım: "Rusya'nın nasıl bir yol takip edeceğini önceden kestiremem. O, esrarengiz bir kisveye bürünmüş sır içindeki bir muammadır."

Niye "Vice-President"e "Cumhurbaşkanı-Muavini" değil de "yardımcı" deniliyor? Biz mektebe giderken, "müdür muavini" vardı, şimdi "müdür yardımcısı" var! Ama "yardımcı" "muavin" demek değil ki. Cumhurbaşkanı Bush'un 300 tane yardımcısı vardır ve onların da başında bir "başyardımcı" bulunur. Fakat Cumhurbaşkanı Bush'a bir hal olursa yerine Başyardımcı Sununu değil, Cumhurbaşkanı Muavini Don Quayle geçer. Türkçe'den anlamayan insanlar koca bir millete "yardımcı" kelimesini "muavin diye yutturdular

Ben, dil hokkabazlarının güzelim Türkçemizi ne hale getirdiklerini düşündükçe Arabistan'da çok kısa bir müddet kaldıktan sonra her yerde, çatır çatır Arapça konuştuğunu söyleyen adamı hatırlıyorum. Nihayet biri bir gün sorar:
"Arabistan'da pireye ne derler?"
Adam, pirenin Arapça'sını bilmez, Ama yiğitliğe leke sürdürmek te istemediğinden "A canım," der, "sen de bula bula pireyi mi buldun? Şunun biraz daha büyüğünü soramaz mıydın?"
"Peki, file ne derler?"
"Sana, pirenin biraz büyüğünü sor dedimse, kalk da fili sor demedim ya. İkisi ortasında bir şey soramaz mısın?"
"Pek ala, koyuna ne derler?" Bizimki, koyunun Arapça'sını nasılsa biliyor. Gururla, "ganem derler," diye cevap verir.
"Peki, kuzuya ne derler?"
Adam, kuzunun da Arapça'sını bilemez. Düşünüyormuşçasına başını kaşıdıktan sonra der ki: "Bak, Arabistan'da kuzuya bir şey demezler, bir sene beklerler, sonra ona da 'ganem' derler."
"
Bu yazının tamamını http://geyiksatosu.hypermart.net/dim/all/turkce.htm adresinde bulabilirsiniz.
mucit şu an çevrimdışı   Mesajdan alıntı yaparak yeni bir cevap ekleyin