Biz aslında aynı şeyleri söylüyoruz. Dilde yaşanan erezyona tepki gösteriyoruz. Atatürk’ün bize verdiği vazifeyi hatırlayın. Her türlü ahval ve şeraitte Türk genci göreve hazır olmalı. Dilimizi korumak da başkalarına devredemeyeceğimiz, başka zamanlara erteleyemeyeceğimiz görevimizdir.
Dikkat edersek sitelerimizde edebiyat yapacak kadar İngilizce’ye hakim olduk. Buna rağmen Türkçe’yi yanlış kullanmak ve bunda ısrar etmek kabul edilemez bir tutumdur. Bence
site hazırlayan her arkadaşın yanıbaşında bir Türkçe Sözlük ve de Yazım Kılavuzu bulunmalıdır. Sözlük dediysem İlkokul öğrencilerinin çantalarının kalemlik tarafına tıkadıklarından değil. İlk alternatif Türk dil Kurumu sözlüğüdür (2 cilt). Ancak daha geniş bir sözlük isterim derseniz Milli Eğitim Bakanlığı’nın 4 ciltlik sözlüğünü öneririm. TDK’nın yazım kılavuzu da bulunmalı. Bu kılavuzun baş tarafında bir Yazım Kuralları referansı da bulunuyor. Dil konusunda güncel bir kaynak arayanlar da Radikal gazetesindeki Hakkı Devrim’in “Dil Yâresi“ adlı köşesini takip edebilirler. Güncel kullanım yanlışlarına değinmişken Feyza Hanım’ın “Türkçe ‘Off’“ unu da hatırlamadan olmaz. (Remzi Kitabevi)
Sevgili TeymenX. Sen dilde sadeleşmeyi savunarak, kullandığımız kelimelerin daha Türkçe karşılıkları da olduğunu yazmıştın. Evet, ben de dilde sadeleşmeden yanayım, ancak bu sadeleştirmenin katı şekilde dilin kolunu bacağını oluşturan sözcüklerin kırpılmasıyla gerçekleşmesi çok zor. Seninle şu noktada uyuşmadık sanırım. Türkçe bir çok dilden sözcük kabul etmiş ve bunları da artık benimsemiştir. Hangi dilden olursa olsun yabancı sözlük ithalatına (bu arada bu kelimenin daha Türkçe’si ne?) karşı çıkıyorum. Öte yandan önceden değişik kültürel ve sosyal etkileşimlerle dile girmiş bir çok kelime artık bizim olmuştur. Bu kelimenin kaynağı ister Arapça olsun, ister İngilizce, ister Sanskripçe… Örneğin bir “kitap” kelimesi Türkçe değil. Bu kelime Türkçe değil diye ondan vazgeçip “okunu” gibi bir ifadeye mi başvurmalıyız? (bu karşılığı ben uydurdum, TDK değil) Örneğin televizyon kelimesi Türkçe mi? Hayır ama artık bu kelimeyi ne dilimizden atabiliriz, ne de bir karşılık bulabiliriz. Bulsak bile ‘televizyon’ kelimesini silemeyiz. En yakın örnek: ‘Compact Disc’. TDK buna ‘Yoğun Teker’ karşılığını önerdi. Kaçınız ‘Yoğun Teker’ i kullandınız. Çok eskilerden: kalem>çizgiç,kavrı,sızgıç; mezar>gömgen,kurgan vs... Yenilerden: spot>ışıntı; disket>tekercik; amblem>belirtke; ankesörlü telefon>kutulu telefon; bar-kod>çizgi im; diskjokey(DJ)>tekerçalarcı(TÇ); fenomen>görüngü; faks>belgeç|belgegeçer;
flash>çakar|çakıntı; klip>görümsetme; kontör>konuşumluk;
logo>ayırmaç; şilt>ergilik; volkmen>gezerçalar|yürürçalar; zaping>geçgeç; vokalist>seslikçi vs… Bu yeni karşılıklar daha çok dile yeni yeni girmeye çalışan kelimelere ait.
‘Kelime’ yerine ‘sözcük’ de denebilir. ‘Bahis’ yerine ‘konu’; ‘his’ yerine ‘duygu’. Ancak sadece “denebilir”. Denmek zorunda değil. Çünkü bu kelimeler bu dilin mülkiyeti altında. Eğer neslimiz bu kelimeleri kullanmazsa, bir sonraki neslin bu kelimeleri öğrenmesi zorlaşacak. Örneğin bir ‘mevcudiyet’, bir ‘istiklâl’, bir ‘vazife’ kelimesini bilmeyecekler. Ve ne acıdır ki Ata’nın “Gençliğe Hitabe” sini okuyup anlamaları için sözlük gerekecek. Teymenx, sence bu konuda haklı mıyım? Elbette ‘vazife’ yerine ‘görev’, ‘mevzu’ yerine ‘konu’… da diyorum. Ancak hiç birinden vazgeçmiyorum. Çünkü bunların hepsi Türkçe’nin servetidir. Türkçe de benim servetim.