Kaldığımız yerden devam edelim,hatta güzel ve bilimsel konuları bir kenara bırakıp
Istanbul un coşkun denizin de kendimize köpükler için de bir yer bulalım..
Servet in yazısını okudum ,swatın abattığı kadar çetrefili bir yazı değil,tarihi seyrinden başlamış,ve başa güzel bir cümle sıkıştırmış,herbir başlık için bir kitap yazılır..
Benim sorunum burdan başlıyor dostlar..yani kitaplaştıramadığım düşüncelerden.Bundan olsa gerek anlatamadığımı gösterme çabasına eğilmişim.
fotograf artık hayatımın bir dili olmuş.neyse bırakalım edebiyatı ve bilimselliği gelelim
fotografın kendisine.
Tarzın oluşumu: swatın dediği gibi felsefi eğilim.evet bence tartışılması gereken konular.neden mi ?
fotografın bir dili varsa bu dilin anlatmak istediği herbir düşüncenin bir yaslandığı dayanak olmalı .yani tarzları, akımları oluşturmalıyız.edebiyat nasıl kendini ifade ederken bir felsefeye yaslanmış ise
fotograf denen daha geniş anlatımlı bir dilin de yaslandığı bir duvar olmalı ya da duvarlar.
artık akımlar içinde konuşturalım
fotografı...
Beni bana sorarsanız ben realist anlamda
fotografçılıktan yanayım.. sizin ne düşünce içinde vizöre baktığınızı bilmeme ..zmz artık vizöre bakıyorsak bir düşünce eylemi için de bakmalıyız bu işe..doğa
fotografından tutun savaş fotograflarına kadar her çalışma da bu titizliği göstermeliyiz .aksi halda SSK önlerin de duvara mavi bir örtü takıp emekliler için
fotograf çeken insanlardan farkımız kalmaz..
(teşbihte hata olmazmış..)
saygı ve sevgiyle bakın vizöre