Zoque.Forum
»
Hayatımıza anlam verecek internet iletileri..
|
| Az Ama Öz Internet, bilgisayar, kültür-sanat, tasarım, programlama gibi konularla ilgili ancak diger bölümlere cok da uymayacak mesajlara bu bölümde yer verebilirsiniz. Politik ve dini içerikli mesajlar forumdan silinecektir. |
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler |
|
|
#71 (permalink) | |
|
Üyelik Tarihi: 06.08.2002
Yer: Karşıyaka ~ 1stanbul
Yaş: 21
Mesaj: 629
|
Alıntı:
__________________
- mirror mirror upon the wall break the spell or become a doll |
|
|
|
|
|
|
#72 (permalink) |
|
HEMEN KARAR VERME
Köyde bir yaşlı adam yaşarmış. Çok fakir. Ama kral bile onu kıskanırmış. Öyle dillere destan bir beyaz atı varmış ki. Kral at için ihtiyara neredeyse hazinesinin tamamını teklif etmiş ama adam satmaya yanaşmamış.. "Bu at, bir at değil benim için. Bir dost. İnsan dostunu satar mı?" dermiş hep. Bir sabah kalkmışlar ki at yok... Köylüler ihtiyarın başına toplanmış. "Seni ihtiyar bunak. Bu atı sana bırakmayacakları, çalacakları belliydi. Krala satsaydın, ömrünün sonuna kadar beyler gibi yaşardın. Şimdi ne paran var, ne de atın!" demişler. İhtiyar, "Karar vermek için acele etmeyin" demiş. "Sadece, at kayıp deyin. Çünkü gerçek bu. Ondan ötesi sizin yorumunuz ve verdiğiniz karar. Atımın kaybolması, bir talihsizlik mi, yoksa bir şans mı, bunu henüz bilmiyoruz. Çünkü bu olay henüz bir başlangıç. Arkasının nasıl geleceğini hiç kimse bilemez." Köylüler, ihtiyara kahkahalarla gülmüşler. Ama aradan 15 gün geçmeden, at bir gece ansızın dönmüş. Meğer çalınmamış, dağlara gitmiş kendi kendine. Dönerken de vadideki 12 vahşi atı peşine takıp getirmiş. Köylüler, ihtiyarin etrafına toplanıp, özür dilemişler. "Babalık.." demişler. "Sen haklı çıktın, atının kaybolması bir talihsizlik değil, adeta bir devlet kuşu oldu senin için. Şimdi bir at sürün var.." "Karar vermek için yine acele ediyorsunuz" demiş ihtiyar. "Sadece atın geri döndüğünü söyleyin, bilinen gerçek sadece bu. Ondan ötesinin ne getireceğini henüz bilmiyoruz. Bu daha başlangıç. Birinci cümlenin birinci kelimesini okur okumaz, kitap hakkında nasıl fikir yürütebilirsiniz?" Köylüler bu defa ihtiyarla dalga geçmemişler açıktan, ama içlerinden; "Bu adam sahiden kafasız" diye geçirmişler. Bir hafta geçmeden, vahşi atları terbiye etmeye çalışan ihtiyarın tek oğlu, attan düşmüş ve ayağını kırmış. Evin geçimini temin eden oğul, şimdi uzun zaman yatakta kalacakmış. Köylüler gene gelmişler ihtiyara. "Yine haklı çıktın, bu atlar yüzünden tek oğlun bacağını uzun sure kullanamayacak, oysa sana bakacak başkası da yok. Şimdi eskisinden daha fakir, daha zavallı olacaksın" demişler. İhtiyar, "Siz erken karar verme hastalığına tutulmuşsunuz" diye cevap vermiş. "O kadar acele etmeyin, oğlum bacağını kırdı, gerçek bu. Ötesi sizin verdiğiniz karar. Ama acaba ne kadar doğru?. Hayat böyle küçük parçalar halinde gelir ve ondan sonra neler olacağı size asla bildirilmez." Birkaç hafta sonra, düşmanlar büyük bir ordu ile saldırmış. Kral son bir ümitle, eli silah tutan bütün gençleri askere çağırmış. Köye gelen görevliler, ihtiyarın kırık bacaklı oğlu dışında, bütün gençleri askere almışlar. Köyü bir matem sarmış. Çünkü savaşın kazanılmasına imkan yokmuş, giden gençlerin ya öleceğini yada esir düşeceğini herkes biliyormuş. Köylüler, gene ihtiyara gelmişler. "Yine haklı olduğun kanıtlandı, oğlunun bacağı kırık ama hiç değilse yanında. Oysa bizimkiler belki bir daha hiç dönemeyecekler. oğlunun bacağının kırılması, talihsizlik değil, şansmış meğer." "Siz erken karar vermeye devam edin" demiş ihtiyar. "Oysa ne olacağını kimseler bilemez. Bilinen bir tek gerçek var, benim oğlum yanımda, sizinkiler askerde. Ama bunların hangisinin talih, hangisinin şanssızlık olduğunu sadece Allah biliyor." "Acele karar vermeyin. O zaman sizin de herkesten farkınız kalmaz. Hayatın küçük bir parçasına bakıp, tamamı hakkında karar vermekten kaçının. Karar, aklın durması halidir. Karar verdiniz mi, akıl düşünmeyi, dolayısıyla gelişmeyi durdurur.. Buna rağmen akıl, insanı daima karara zorlar. Çünkü gelişme halinde olmak tehlikelidir ve insanı huzursuz yapar. Oysa gezi asla sona ermez. Bir yol biterken, yenisi başlar. Bir kapı kapanırken, başkası açılır. Bir hedefe ulaşırsınız ve daha yüksek bir hedefin hemen oracıkta olduğunu görürsünüz. |
|
|
|
|
Zoque'a hoşgeldiniz!