Zoque.Forum
»
Web 2.0 konferansı ardından
|
| Az Ama Öz Internet, bilgisayar, kültür-sanat, tasarım, programlama gibi konularla ilgili ancak diger bölümlere cok da uymayacak mesajlara bu bölümde yer verebilirsiniz. Politik ve dini içerikli mesajlar forumdan silinecektir. |
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler |
|
|
#12 (permalink) |
|
Üyelik Tarihi: 02.11.2001
Yer: Viyana, İstanbul
Yaş: 30
Mesaj: 1,019
|
Re: Web 2.0 konferansı ardından
Türkçe'ye profesyonel tercümesini yapan: Ömer Özdemir'e ve RNR'ye çok teşekürler.
web 2.0: Bir sonraki büyük şey mi, yoksa bir teknoloji evrimi mi? By Frederick Townes Bu bir hareket mi? Bir devrim mi? Yoksa yeni bir paradigma mı? Ya da, yeni bir yazılımı satmak için yürütülen abartılı bir reklam kampanyası mı? Tam olarak web 2.0 nedir? Aslında bu isim yaklaşık olarak 2003 yılından beri ortalarda dolaşıyordu. I-Net’in öncülerinden Dale Dougherty bu ismi uyduran kişi oldu ve Tim O’Reilly’nin O’Reilly Media isimli firmasının düzenlediği bir konferansta bu ismi gündeme getirdi. Tim O’Reilly daha sonra web 2.0’ın tam olarak ne olduğunu açıklamaya çalıştı. Kendisi “web 2.0 Nedir: Yeni Nesil Yazılımlar İçin Kalıpları ve İş Modellerini Oluşturmak” başlıklı seminer dökümanında web 2.0’ı şu şekilde tanımlamış: ”Önemli bir kavram olarak web 2.0’ın katı bir kısıtlayıcısı yok, ama yine de kendini çekici kılan bir öze sahip. web 2.0’ı bir kurallar ve uygulamalar bütünü olarak hayal edip, web 2.0’ın, bu kural ve prensiplerin bir kısmını yada tamamını kullanan internet sitelerini gerçek bir güneş sistemi içerisinde merkezden farklı uzaklıklarda birbirine bağladığını düşünebiliriz.” Tamam, başlangıç için elimizde olanlar – cazibeli bir öz, kurallar ve uygulamalar bütünü, gerçek bir güneş sistemi. web 2.0’ın şampiyonu O’Reilly konu üzerinde güzel açıklama yaptığı bir gerçek, ama onun bu ayrıntılı açıklamasını okuduktan sonra bile kafamız kaşınmaya devam ediyor. Ek bir araştırma aslında bu konuyla ilgili bir uzlaşma sorunu yaşandığını gösterecektir. http://radar.oreilly.com/ ‘de yazan Tim Bray, web 2.0 teriminin kullanılmasına ısrarlı muhalefet ederek web 2.0’ı sadece bir “meme” olarak adlandırır. Tamam ama “meme” nedir? Bunun için bu terimin Richard Dawkins tarafından icad edilip ilk kez yine kendisine ait “Bencil Gen” adlı yazıda kullandığı 1976 yılına dönmemiz gerekecek. Bu yazısında Dawkins “meme”yi ayrıntılı bir şekilde açıklar: “ ‘Meme’ örnekleri arasında melodiler, fikirler, yerleşik sözler, moda kıyafetler, çömlek yapma yolları ya da kemer inşa etme methodları bulunmaktadır. Tıpkı genlerin gen havuzundan başlayarak bir vücuttan diğerine spermler ve yumurtalar vasıtasıyla geçerek kendilerini yaymaları gibi, ‘meme’lerde bir ‘meme’ havuzundan başlayarak beyinden beyine kendilerini aktarırlar, ki biz buna kabaca taklitçilik deriz.” Evet, şimdi bir yerlere gelmeye başladık. web 2.0 yerleşik bir söz öbeğidir ve e-ticaret camiası tarafından büyük ilgi görmektedir. Gerçekten, bu terim ortak I-bilinç oluşturmaya başladığı andan itibaren Google’da web 2.0 hakkında bilgi toplamak amacıyla 9 milyonun üzerinde arama yapıldı. Demek ki birileri gerçekten bu konuyla ilgileniyor. Evet, burada bir şeyler olduğu muhakkak. Ve siz web 2.0’ın bir reklam kampanyası olma ihtimalini umursamayıp, “meme” yi unutur ve sadece ana meseleye odaklanırsanız, web 2.0’ın her internet site tasarımcısı, hostu ve sahibi için düşündürücü bazı noktalar sunduğunu farkedebilirsiniz. Şimdi “www” hakkındaki bu yeni düşünme tekniğinin parametrelerine bir göz atalım. Aşırı Güven web 2.0 hakkında söylenebilecek diğer güzel bir söz daha. Aşırı güven, internet kullanıcılarının kolektif bilgilerini kullanmalarına yeni bir bakış açısı olup, Wikipedia’nın da gücünün geldiği yeri göstermektedir. web 1.0’ın kullanıldığı bir dünyada (geçtiğimiz 10 yıl içerisinde kullanılan model), internet bir bilgi kaynağıydı. Ve, bilgi durağandı. World Book’a ya da Britannica On-line Ansiklopedisi’ne bağlanabilirdiniz ama tek yapabildiğiniz bilgileri okumaktan, yazdırmaktan ya da çocuğunuzun ev ödevinde kullanabilmekten ibaretti. Wikipedia ve Open Directory Project gibi internet siteleri aşırı güven anlayışını temel alıp bu dinamiği değiştiriyorlar. Gönüllüler tarafından girilen, değiştirilen bilgilerin yanında 100,000’in üzerinde sadece kendine has girişe sahip olan Wikipedia büyüyen bir bilgi yumağıdır. Yapılan bu girişler, değişik derecelerde uzmanlıklara sahip birbirinden farklı yazarlardan gelen son bilgilere göre günlük ve saatlik olarak değişmektedir. Bilgi, belli bir konuda ilk girişi yapan kişiden daha fazla bilgiye sahip olan herhangi bir kişi tarafından kolayca değiştirilebilmektedir. Gerçekten Wikipedia’daki belli başlı bazı konulara baktığınız zaman henüz gözden geçirilip doğruluğu onaylanmamış girişlerle ilgili uyarıları görebilirsiniz. Aslında, aşırı güven anlayışı içerisinde hareket eden uzmanların sayısı arttıkça ve bunlar her Wikipedia girişini kontrol etmeye başladıkça, girişlerin güvenilirliği ve doğruluğu da artacaktır. Dolayısıyla web 1.0 dünyasında insanlar bilgiye ulaşabiliyorlardı ama bilginin evrimleşmesine katkıda bulanamıyorlardı. web 2.0’lı yeni dünyada tüm dünya topluluklarının ortak zekası daha kolay erişilebilir ve faydalı bir hal alıyor. Kişisel Katılım web 2.0 hakkındaki diğer bir tiyo da kişisel katılım parametresidir. Kişisel amaçlı yapılan web siteleri yıllardır var. Aile fotoğraflarınızı bir siteye koyup tüm dünyaya yaz boyunca yaptıklarınızı anlatabilirisiniz. Ama bu kişisel web siteleri popülerliklerini devamlı kılamadılar, çünkü bu siteleri güncel tutmak için yüksek maliyetler ve bolca zaman gerekliydi. web log, bilinen diğer adıyla blog oluşturmak. Bu kişisel gazete küpürleri kişisel katılıma olan ilgiyi artırıp bir düşüncesi, fikri olan ya da aklına rastgele bir şey gelen herkesi tüm dünyaya fikrini göstermesi için bir imkan sundu. blog’çular bilginin yayılma şeklini değiştirdiler. Birçoğu yasal bilgi kaynağı olarak güvenilirlik de kazandı. Gerçekten blog’çular haber değeri taşıyan girişleri için basın güvenilirliği kazandılar. Bu girişler basın organları tarafından kullanıldı, çoğu blog’çu önemli haberleri daha basın organları yada diğer on-line rakipleri yayınlamadan kendi köşelerinde yayınladılar, tıpkı Robert Novak’ın Valerie Plame’in CIA için çalıştığını söylemesi haberinde olduğu gibi. Müşteriler, kullanıcılar ve diğer ilgili tarafların düşüncelerini bloglar ve forumlar vasıtasıyla duyurmaya başlamasıyla kişisel katılım anlayışı E-ticaret’in içine de girmeye başladı. Bu alanda öncü olan amazon.com müşterilerini satın aldıkları ürünler hakkında yorum yapmaları konusunda da teşvik etmektedir. Aslında, Amazon içerisindeki bazı yorumcuların ürünler hakkındaki fikirleri Amazon müşterileri tarafından da yakından takip edilmektedir. Gerçekten Amazon’u gezdiğimiz zaman her sayfada müşteri katılımını sağlayan fırsatlar olduğunu farkedeceksiniz. Ayrıca, Amazon’un yan kuruluşu olan Booksurge.com’da bütün baskı işlemlerini basitleştirdi. Yazarlar artık geleneksel yayıncılara eserlerini yayımlatmak için yalvarmak zorunda değiller. Booksurge ve Amazon isteyen herkes için yazmayı, basmayı ve satmayı Amazon, B&N, Borders ve diğer internet üzerindeki mağazalar aracılığıyla mümkün hale getirdi. Evet, bu web 2.0 modelinin bir parçası. Durağana karşı Dinamik web 1.0 zamanlarının arama motoru Netscape idi. İlk ortaya çıkışından sonra düzenli olarak değişik versiyonlarda 1.0, 2.0, vs olarak güncellendi. Durağan bir iş modeli olarak Netscape içerisindeki gelişmeleri beklemek ve ancak bu gelişmeler yapıldıkça güncellemek gerekiyordu. web 2.0’ın dinamik dünyasına geldiğimizde ise Google hükümdarlığını ilan etmişti. Google, internetin öz evladıydı. O, I-net dinamiklerine uygun olarak oluşturulmuştu. Gelişmeler hiç fark edilmeyecek şekilde günlük yapılıp uygulanabiliyordu. Hem de hiçbir şey indirmeye yada yamamaya gerek kalmadan. Peki ya sonuç? Google hepimizin en problemli bilgilere dahi bir nanosaniyede ulaşabilmemizi mümkün kıldı. Google’un dizinlerinde örümcek ağı şeklinde yayılmış bulunan milyarlarca sayfanın yanında yeni sayfalar da mantar gibi bu ağ içersinde üremeye başladı ve dizin giderek büyüdü. Google bir yerde bu işin nasıl yapılması gerektiğini de gösterdi. Hiç bir zaman durağan olmadı ve hem E-ticaret hem de değirmen çarkının Mısır’da icad edildiği dönemdeki Firavun’un adını öğrenmek isteyen kullanıcılar için bir çok yeni caddeler açtı. Bu sayede verimliliği geometrik olarak bir artış gösterdi. Teknolojinin Evrimi Teknoloji evrimleşiyor. Daha önceden yapılmış ne varsa üzerine ekliyor. Geçmişte yapılan hatalardan ders alıyor ve farkına varılmamış fırsatları değerlendiriyor. Bu söylemler Amerika’nın Sanayi Devrimi için ne kadar doğruysa, internet için de o kadar doğrudur. 1800’lü yılların başlarında ve ortalarında teknoloji yükselmeye başladığında birçok yanlış başlangıçlar yapıldı ve yanlış adımlar atıldı. Bu gerçek şu anda önünüzdeki ekrana yansıyan günlük teknolojik devrimler için de geçerli. Priceline modelinin ilk halini hatırlıyor musunuz? Bir kutu bezelyeyi 9 sent daha ucuza almanız için 2 saat harcamanız gerekebiliyordu. William Shatner’in hoş reklamlarına rağmen işe yaramayan bir denemeydi bu. Tıpkı evcil hayvan yemlerini internet üzerinden satmayı denemenin işe yaramadığı gibi. Aslında yapmanız gereken sadece 2000 yılında patlayan internet balonuna bakmak ve nelerin iş yapıp nelerin iş yapmadığını görmek. Birçok yatırımcı tonlarca nakit kaybetti ama bu internetin sonu olmadı. Aksine, her zamankinden daha güçlü bir hal aldı. Teknoloji düz bir çizgide ilerlemez. Hiçbir zamanda bu şekilde ilerlemedi. Birçok ıskalarla, gelişmelerle ve gerçekten kötü fikirlerle bu yolda karşılaşıldı(Ford Edsel’i hatırlayan var mı?). Bazı farklılıklar dışında internet teknolojisini de bu genelleme içerisinde tutabiliriz. Bunlar sallantıların daha sıklıkla oluşması, gelişmelerin çok daha çabuk gerçekleşmesi ve gerçekten kötü fikirlerin gerçekten pahalıya mal olmaları. İnanmıyosanız Shatner’e sorun. Teknolojik evrimin doğası işte budur. Öyleyse, web 2.0 Bir Devrim mi? Tim O’Reilly ve diğer web 2.0 girişimcileri Net’in diğer kullanım alanlarına odaklanarak bize hizmet ettiler. RSS ileriye yönelik radikal bir adımdı. Emekleme döneminde olmasına rağmen, Podcasting de halka ulaşmanın en son çıkan yollarından biri olarak reklamcıların dikkatini çekmeyi başardı. Aslına bakılırsa, bir blog oluşturup bunu geliştirebilen herkes bugün kendi yayın ağını kurup niş pazarlara ulaşabilir, hamile ebeveynler ya da evde eğitim görenler gibi. Öte yandan, web 2.0’ın bir “meme” olma durumuda mevcut. İnternet üzerinden iş yapan birçok firma halihazırda web 2.0 terimini sahiplenip gururla sitelerinde logosunu taşımaya başladılar, söz konusu siteler arasında gerçek anlamda hiçbir yenilik yapılmamış bile olsa. Hayır, web 2.0 ne yeni bir paradigma ne de bir devrim. O sadece nefes kesen hızda büyüyen bir teknoloji evrimi. Dün var olanın, yarın olmayacağı bir dünya bu. Önümüzdeki haftalarda ve aylarda bu evrimleşen olaya daha yakından bakıp daha iyi bir şekilde sınıflandıracağız ve sizlere sitenizin trafiğini, dönüş oranını ve tekrar-satış sayısını nasıl artırabileceğiniz konusunda yardımcı olacağız. Şimdilik web 2.0’ı Google’lamaya devam ederek dersinize çalışmaya devam edin. Yenilikler yolda. Onlar geldiğinde siz hazır olacak mısınız? Olamayacaksanız, yarın burada değilsiniz demektir
__________________
Z:web 2.0 As Flowers E-kart Düşünüyorum Öyleyse e-Varim Emre Murat Tatar Duyarlı Gençlik TR Mesaj emremer tarafından 29.08.2007 (06:09) yeniden düzenlendi.. |
|
|
|
Zoque'a hoşgeldiniz!