Zoque.Forum
»
Türkçe Kullanımına Dikkat Edelim!
|
| Az Ama Öz Internet, bilgisayar, kültür-sanat, tasarım, programlama gibi konularla ilgili ancak diger bölümlere cok da uymayacak mesajlara bu bölümde yer verebilirsiniz. Politik ve dini içerikli mesajlar forumdan silinecektir. |
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler |
|
|
#12 (permalink) |
|
Mesaj: n/a
|
Selam,, oturgacli goturgec haa
Otobus demek bildigim kadariyla oturgaç ise sandalye demek..goturgec te araba demek pardon pardon oturgaçli goturgeç otomobil demek çok oturgaçli goturgeç otobus demek ehuehueh yafs ne kadar komik..bugun sabah çok oturgaçli goturgeçimi kaçırdim...taksim çok oturgaçli goturgeçide çok geç geldi..euheuhe yafs birakin Allah' inizi severseniz..Balik bastan kokmus..Biz kimiz ki turkce yi duseltices..Allah' inizi severseniz daha basbakaninin turkce konusmayi bilmedigi bir ulke de boyle bir girisime ben cok gulerim..agir konusacagim belki cogunuz kizacaksiniz ama olmaz arkadaslar turkiye de hic bir sey olmaz..atlasaniz da ziplasaniz da hic bir sey degismes..insanlara bir seyler anlatamassiniz..yok u kaldiramassiniz..tdk yi uyaramassiniz..birakin Allah' inizi severseniz..boyle konusup zaman harcayacagima .. baksa bi ulkenin vatandasligina gecmek icin para biriktirim ben..birakin Allah' inizi severseniz..Oz yurdunda garip birakilan bizleriz..ortaokul caginda derecelerle kazanan liseleri bizler..simdi universite kapilarinda bekletiliyorus..Yaf Birakin Allah' inizi severseniz..Oz yurdunda garip birakilmisiz..siz turkce den bahsediyorsunuz..Ben universiteme girememisim..ben hakkimi alamamisin..burokrasini bozuk carkinda debelenmis durmusum ben..Ben oz yurdunda yetim birakilmisim..kim odeyecek hakkimi kim savunacak beni..Sizler mi....?? Pohh gulerim buna gelmissiniz burda turkce sozcuk kavgasi ediyorsunuz.yaf Birakin Allah' inizi severseniz..realiteden ne kadar uzak bir dunya da yasadigimizin hala farkina varmadiniz mi?? internet mis..her sabah gordugumuz aç adamin halinden dem vuralim....universite kapisindan kovulan bislerden dem vuralim..memur isci..halktan dem vuralim..hepimizin kıçı sicak sandalyelerde milyonluk pc ler karsisinda gecmisiz turkce ha babam turkce yok turk interneti birakin Allah' inizi severseniz..ben su an cok kizginim..eger bu sozlerimden darilan, kendine pay biçen arkadaslar var sa ozur dilerim..Soz meclisten iceridir..Herkes alinabilir.. |
|
|
|
#13 (permalink) |
|
Üyelik Tarihi: 14.07.2000
Yer: Istanbul-Turkey
Yaş: 28
Mesaj: 1,061
|
Ademcim sen bu kadar acilimiydin yahu
![]() Hak veriyorum sana ama bir sekilde bu konularin konusulmasi lazim. Neticede biz genciz. Ileridekilere onayak olacak uc bes kisi cikar mutlak. Ille de kotuye gidiyor degiliz ki. Sadece AB'ye giremedik hepsi bu. Her neyse, bilinmeli ki, sonuca ulasilsin ulasilmasin bu tur konulara deginilmeli, bir seyler yapacak birileri mutlaka bulunur, ben sen o derken hafif de olsa cogalir dogruyu yapacak kitle.Sevgiler |
|
|
|
|
|
#14 (permalink) |
|
Üyelik Tarihi: 24.07.2000
Yer: İSTANBUL
Mesaj: 41
|
Gözüm kazın ayağı öyle değil işte.
Bizler Türkiye'de belli ayrıcalıklar edinebilmiş kişileriz. Bizler bu işlerde önder olmazsak kimse olamaz. Hepimiz iyi olduğumuz konularda birşeyler yapsak, sorunları çözeriz. Türkçe ve öz Türkçe konusundaysa mucite katılmıyorum. Zamanla o sözcükleri de çıkarmalıyız dilimizden. İngilizce, Fransızca neyse Osmanlıca, Farça, Arapça ve diğerleri de aynıdır, bence. |
|
|
|
|
|
#15 (permalink) |
|
Üyelik Tarihi: 01.08.2000
Yer: Istanbul/Türkiye
Yaş: 25
Mesaj: 360
|
Sevgili Jarusalem. Söylediğin bazı şeylerde ne yazık ki haklısın. Bu ülkede karamsar olmamak da mümkün değil. Fakat karamsarlık daimi bir başarısızlığın habercisidir bana göre.
Elimizden 'hiçbirşey' gelmese çaresizlik ve karamsarlık içinde sessiz kalmamız normal olabilir. Fakat elimizden gelen çok şey var aslında. Ben diyorum ki gelin bir yerlerden başlayalım. En yakınımızdaki konu dil bana göre. En azından gençler olarak şu an için yapabileceğimiz şeyler sınırlı olduğundan başlangıç noktası dil olmalı. Diyorsun ki "Bu ülkeden hiçbirşey olmaz", "Atlasan da zıplasan da bu ülkeye birşey yapamazsın." İşte ben bu noktaya katılmıyorum. Belki katılmak istemiyorum. Neden mi? İçinde bulunduğumuz durum geçmişe göre çok parlak aslında. Küçük bir hatırlatma yapmak isterim. Ulu önder Mustafa Kemal, Türk Dil Kurumu'nu 1932'de kurmuştur. 1932 dönemini bir gözünüzün önüne getirin. Cumhuriyet karşıtları hala cirit atarken, ortada onlarca sorun, bağımsızlığını ilan etmesi gereken şehirler, savaş kalıntıları varken... Bu nasıl bir azim! Bu nasıl bir kudret? Bu soruları da kendisi yanıtlıyor Gençliğe Hitabe'sinde: "Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur." Bu sözü düşünün. Zaman ayırın ve dakikalarca düşünün... Gençliğe Hitabe'yi tekrar tekrar okuyun. Orada gerçek bir zafere giden yolu anlatıyor Atatürk. Okullarımızda 'ezberletilen' bu hitabeyi bir kez de anlamak için okuyalım. Anlayıp kendimizden birşeyler bulalım. Konuyu dağıtmak istemiyorum. Bana kalırsa yapamayacağımız hiçbirşey yok! Yalnızca biraz azim, kararlılık ve güven! Sevgilerimle, Ozan KARAKOÇ Müzik Kutusu - http://www.muzikkutusu.com Y3k - http://y3k.roots.gen.tr |
|
|
|
|
|
#16 (permalink) |
|
Mesaj: n/a
|
MERHABA
Dilimiz karşısındaki duyarlılığınız takdire şayan arkadaşlar. Bence mühim olan anlaşabilmektir. mühim yerine önemli, tasarım yerine design kullanılmasını yadırgamıyorum. Anlaşabiliyorsak mesele yok demektir. Fakat ben çevirmeli ağ sözlerini ilk görrdüğümde hiç bişey anlamamıştım. Bunun gibi Microsfot'un çok garip kelime ve kelime grupları vardır. Ha zamanla alıştık o başka. Bunu zamana bırakmamak en iyisidir. Bu işte kural şudur: "Gramer kaidelerinin dışına çıkılmadıkça, o dil zarar görmez zenginleşir." Eğitim meselesi önemli, el-hak. Kabahati eğitimcilerde aramayalım lütfen. Ben öğrencilerin ödev, yazılı kağıtlarındaki yazım yanlışlarını saatlerini ayırarak tesbit eden eğitimciler tanırım. Yanlışlarını öğrencisine söyler, doğrusunu öğretir fakat öğrencisi hala "moruk ben var kaçmak" diye hitap eder arkadaşına. Bir isteğimde programcı arkadaşlardan. bilgisayar sizin için İngilizce olabilir fakat belli bi yaşı geçmiş benim gibi insanlar bilgisayar mı öğrensin, İngilizce mi? En azından temel programlar Türkçe olmalı, bu alanda çalışılmalı. Mesela ben internetten dosya indirmek için Flashget isimli programı kullanıyorum. Sırf Türkçe desteği olduğu için. (teşekkürler Nuri Akman) zoque.com'u tebrik ediyorum forumları Türkçe olduğu için saygılar |
|
|
|
#17 (permalink) |
|
Üyelik Tarihi: 30.07.2000
Yer: İstanbul
Mesaj: 20
|
Nejat Muallimoğlu'nun Bütün Yönleri ile Hitabet (3. baskı, 1991) s. 135-136'dan…
" Türkçe bugün dünden daha zengin bir dil. Hayır! Hayır! Hayır! Günümüzün Türkçe'si, milyonlarca ve milyonlarca insanın ağızlarında geveledikleri dil, dünün Türkçe'sinden, bu satırların yazarının Türkçe'sinden çok, çok, çok daha fakir. "Türkçe'miz zenginleşti," diyenlerin nasıl yalan söylediklerini bir iki misalle göstereyim. … Churchill Rusya'dan şöyle bahsetti: "I cannot forecast to you the action of Russia. It is a riddle in a mystery inside an enigma." İngilizce-Türkçe sözlüklerde mystery, riddle ve enigma kelimeleri şöyle tarif ediliyor: mystery-esrarlı şey, hikmet, muamma; riddle-muamma, bilmece; enigma-muammalı, esrarengiz. Kurum'un sözlüğünden: muamma-bilmece, anlaşılmaz iş; hikmet-neden, gizli neden; sır-gizem. Şimdi, gelin, bu "öz Türkçe" kelimelerle Churchill'in ne dediğini anlayalım: "Rusya'nın nasıl bir yol izleyeceğini önceden kestiremem. O, bir gizem içindeki, gizli nedendeki bilmecedir." Nasıl, anladınız mı? Şimdi de, hakiki Türkçe ile dilimize aktaralım: "Rusya'nın nasıl bir yol takip edeceğini önceden kestiremem. O, esrarengiz bir kisveye bürünmüş sır içindeki bir muammadır." … Niye "Vice-President"e "Cumhurbaşkanı-Muavini" değil de "yardımcı" deniliyor? Biz mektebe giderken, "müdür muavini" vardı, şimdi "müdür yardımcısı" var! Ama "yardımcı" "muavin" demek değil ki. Cumhurbaşkanı Bush'un 300 tane yardımcısı vardır ve onların da başında bir "başyardımcı" bulunur. Fakat Cumhurbaşkanı Bush'a bir hal olursa yerine Başyardımcı Sununu değil, Cumhurbaşkanı Muavini Don Quayle geçer. Türkçe'den anlamayan insanlar koca bir millete "yardımcı" kelimesini "muavin diye yutturdular … Ben, dil hokkabazlarının güzelim Türkçemizi ne hale getirdiklerini düşündükçe Arabistan'da çok kısa bir müddet kaldıktan sonra her yerde, çatır çatır Arapça konuştuğunu söyleyen adamı hatırlıyorum. Nihayet biri bir gün sorar: "Arabistan'da pireye ne derler?" Adam, pirenin Arapça'sını bilmez, Ama yiğitliğe leke sürdürmek te istemediğinden "A canım," der, "sen de bula bula pireyi mi buldun? Şunun biraz daha büyüğünü soramaz mıydın?" "Peki, file ne derler?" "Sana, pirenin biraz büyüğünü sor dedimse, kalk da fili sor demedim ya. İkisi ortasında bir şey soramaz mısın?" "Pek ala, koyuna ne derler?" Bizimki, koyunun Arapça'sını nasılsa biliyor. Gururla, "ganem derler," diye cevap verir. "Peki, kuzuya ne derler?" Adam, kuzunun da Arapça'sını bilemez. Düşünüyormuşçasına başını kaşıdıktan sonra der ki: "Bak, Arabistan'da kuzuya bir şey demezler, bir sene beklerler, sonra ona da 'ganem' derler." " Bu yazının tamamını http://geyiksatosu.hypermart.net/dim/all/turkce.htm adresinde bulabilirsiniz. |
|
|
|
|
|
#18 (permalink) |
|
Üyelik Tarihi: 24.07.2000
Yer: İSTANBUL
Mesaj: 41
|
Vallaha o yazıyı okudum ve çok ilginç gelen bir yer vardı.
Buyurun çok basit bir cümle: "President Bush is not an isolationist; he is an internationalist." Günümüzün Türkçe'si ile tercümesi şöyle: "Cumhurbaşkanı Bush bir yalnızcı değil, bir uluslararasıcısıdır." Ben, öz Türkçecilerin dahi bu cümleden bir şey anladıklarını sanmıyorum. Ama şu tercümeyi, hakiki Türkçe'yi bırakmamış vatandaşlarımın kolayca anlayacaklarına eminim: "Cumhurbaşkanı Bush bir infiratçı değil, bir beynelmilelcidir." Yani Allah aşkına nasıl olurda bu açıkmayı anlaşılır kabul edersin? Bak gözüm anlaşılan seninle anlaşamayacağız. Bu doğaldır sen istediğin şeye inanabilirsin. Amma şunu unutma ki bundan yüzyıllar önce İngilizcenin yerinde Arapça ve Farsça duruyordu. Yani o pek de "hakiki Türkçe"="öz Türkçe" değildir. Senin dil diye savunduğun şeyler bir zamanların Fes'i için yapılıyordu. Giyerken binbir çıngar çıktı. Çıkartırken de binbiri çıktı. Yok efendim din elden gidiyormuş. Zaten fes de dinle gelmedi ki? Hilafet kaldırılırken de aynı sözler edildi. Ama şu unutulmamalıdır ki söz konusu hilafet Türklere Osmanlı zamanında (yanlış hatırlamıyorsam Yavuz zamanında) gelmişti. Peki Anadolu Selçuklu, Selçuklu Devletleri müslüman değillermiydi diye sorarlar insana di mi? Neyse bunlar politik sözler beni fazlasıyla aşar. Ziyadesiyle mi deseydim. Sen ille makas diyorsan benim yapacak bir şeyim yok yani. |
|
|
|
|
|
#20 (permalink) |
|
Üyelik Tarihi: 30.07.2000
Yer: İstanbul
Mesaj: 20
|
Biz aslında aynı şeyleri söylüyoruz. Dilde yaşanan erezyona tepki gösteriyoruz. Atatürk’ün bize verdiği vazifeyi hatırlayın. Her türlü ahval ve şeraitte Türk genci göreve hazır olmalı. Dilimizi korumak da başkalarına devredemeyeceğimiz, başka zamanlara erteleyemeyeceğimiz görevimizdir.
Dikkat edersek sitelerimizde edebiyat yapacak kadar İngilizce’ye hakim olduk. Buna rağmen Türkçe’yi yanlış kullanmak ve bunda ısrar etmek kabul edilemez bir tutumdur. Bence site hazırlayan her arkadaşın yanıbaşında bir Türkçe Sözlük ve de Yazım Kılavuzu bulunmalıdır. Sözlük dediysem İlkokul öğrencilerinin çantalarının kalemlik tarafına tıkadıklarından değil. İlk alternatif Türk dil Kurumu sözlüğüdür (2 cilt). Ancak daha geniş bir sözlük isterim derseniz Milli Eğitim Bakanlığı’nın 4 ciltlik sözlüğünü öneririm. TDK’nın yazım kılavuzu da bulunmalı. Bu kılavuzun baş tarafında bir Yazım Kuralları referansı da bulunuyor. Dil konusunda güncel bir kaynak arayanlar da Radikal gazetesindeki Hakkı Devrim’in “Dil Yâresi“ adlı köşesini takip edebilirler. Güncel kullanım yanlışlarına değinmişken Feyza Hanım’ın “Türkçe ‘Off’“ unu da hatırlamadan olmaz. (Remzi Kitabevi) Sevgili TeymenX. Sen dilde sadeleşmeyi savunarak, kullandığımız kelimelerin daha Türkçe karşılıkları da olduğunu yazmıştın. Evet, ben de dilde sadeleşmeden yanayım, ancak bu sadeleştirmenin katı şekilde dilin kolunu bacağını oluşturan sözcüklerin kırpılmasıyla gerçekleşmesi çok zor. Seninle şu noktada uyuşmadık sanırım. Türkçe bir çok dilden sözcük kabul etmiş ve bunları da artık benimsemiştir. Hangi dilden olursa olsun yabancı sözlük ithalatına (bu arada bu kelimenin daha Türkçe’si ne?) karşı çıkıyorum. Öte yandan önceden değişik kültürel ve sosyal etkileşimlerle dile girmiş bir çok kelime artık bizim olmuştur. Bu kelimenin kaynağı ister Arapça olsun, ister İngilizce, ister Sanskripçe… Örneğin bir “kitap” kelimesi Türkçe değil. Bu kelime Türkçe değil diye ondan vazgeçip “okunu” gibi bir ifadeye mi başvurmalıyız? (bu karşılığı ben uydurdum, TDK değil) Örneğin televizyon kelimesi Türkçe mi? Hayır ama artık bu kelimeyi ne dilimizden atabiliriz, ne de bir karşılık bulabiliriz. Bulsak bile ‘televizyon’ kelimesini silemeyiz. En yakın örnek: ‘Compact Disc’. TDK buna ‘Yoğun Teker’ karşılığını önerdi. Kaçınız ‘Yoğun Teker’ i kullandınız. Çok eskilerden: kalem>çizgiç,kavrı,sızgıç; mezar>gömgen,kurgan vs... Yenilerden: spot>ışıntı; disket>tekercik; amblem>belirtke; ankesörlü telefon>kutulu telefon; bar-kod>çizgi im; diskjokey(DJ)>tekerçalarcı(TÇ); fenomen>görüngü; faks>belgeç|belgegeçer; flash>çakar|çakıntı; klip>görümsetme; kontör>konuşumluk; logo>ayırmaç; şilt>ergilik; volkmen>gezerçalar|yürürçalar; zaping>geçgeç; vokalist>seslikçi vs… Bu yeni karşılıklar daha çok dile yeni yeni girmeye çalışan kelimelere ait. ‘Kelime’ yerine ‘sözcük’ de denebilir. ‘Bahis’ yerine ‘konu’; ‘his’ yerine ‘duygu’. Ancak sadece “denebilir”. Denmek zorunda değil. Çünkü bu kelimeler bu dilin mülkiyeti altında. Eğer neslimiz bu kelimeleri kullanmazsa, bir sonraki neslin bu kelimeleri öğrenmesi zorlaşacak. Örneğin bir ‘mevcudiyet’, bir ‘istiklâl’, bir ‘vazife’ kelimesini bilmeyecekler. Ve ne acıdır ki Ata’nın “Gençliğe Hitabe” sini okuyup anlamaları için sözlük gerekecek. Teymenx, sence bu konuda haklı mıyım? Elbette ‘vazife’ yerine ‘görev’, ‘mevzu’ yerine ‘konu’… da diyorum. Ancak hiç birinden vazgeçmiyorum. Çünkü bunların hepsi Türkçe’nin servetidir. Türkçe de benim servetim. |
|
|
|
Zoque'a hoşgeldiniz!