Zoque.Forum
»
Kayıp Aranıyor
|
| Edebiyat Şiir, kitap, okuma önerileri; kendinize ait çalışmalara da yer verip sevdiğiniz kısa hikayeler üzerinde tartışabilirsiniz. İmza günleri, online okuma kaynakları, rastlanılan güzel yazılara, kritikleri ile birlikte bu bölüm içinde yer verebilirsiniz. |
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler |
|
|
#1 (permalink) |
|
Kayıp Aranıyor
Her güneşin doğuşu ile yeniden doğuyor ve batışıyla ölüyordu. Her yeni gün bir doğum sancısı gibi sorunlarla başlıyordu.Zaten hayatında bir sorun yoksa, işte o zaman bir sorun vardır, lafını aklından çıkarmıyordu.sorun yoksa ya cennettesin, yada Allahın nimetleriyle sınanıyorsun demektir.
Bu sorunlar normal bir insanın yaşam parçasıdır.Ancak bu aşıklar için geçerli değildir.Onların durumu biraz daha farklıdır.Çünkü onlar her daim tefekkür içinde, her daim acı içinde kıvranırlar.Nitekim bir zaman gelir, yok olan bir şeye, yok yere yok olmanın, anlamsızlığını kavrar.Ancak bu kolay değildir. Bu hakiki bir iman ve irade ister. Nitekim çağımızda, popüler kültür deyimlerinden biriside 'nerede o eski aşklar' safsatasıdır.Safsata demek belki ağır kaçabilir.Çünkü herkes bu duyguyla doğmaz.Fıtratına bu uygun olmayabilir.Fakat insanların sevgi bahçelerini, tel örgülerle çevirmelerine ve bahçeye kaktüs ağaçlarını dikmeleri nasıl açıklanır, onu bilemem... Şimdilerde medya-şöhret-para üçlüsünün, insanların akıllarını nasıl gerçek hayattan uzaklaştırdığını, geçim derdinde olan insanların ruhlarına kapanmayacak yaralar açtığını, küçücük çocukların tertemiz duygularını nasıl kana buladıklarını, kör gözün görmesi gerekir. Her şeyin para olduğunu insanlara aşılayan ve mutsuzluğa sevk eden 'fildişi kulesi' sakinleri, neyin hizmetini veriyorlar.Yoksa kendileri sevgisiz, mutsuz ama zengin olmanın gücüyle, başkalarını düşünmeyen ve mutsuz yaşayan bir 'insan robotu mu?' yapmak istiyorlar. Ben sevmiyorsam kimseyi, kimsede kimseyi sevmesin düşüncesi diktatörlerin kişiliğinden gelmiyor mu? Bir kısım medyanın yaptıklarının, bir diktatörün yaptıklarından farkı nedir? Elbette düşünmeyen, okumayan toplum gerçek aşkı, sevgiyi, muhabbeti yaşayamaz. Ancak düşünmekte mi parayla? İnsanlar yaşamlarının ilk 15 senesini anlamazlar.Çünkü çocukluk yarı uyku dönemidir.Ortalama insan ömrü 65 yıl düşünürsek.Son 15 yılında yaşlılık ile uğraşıyorsun.Çevrenize bakın, yaşlı bir insanın sorunsuz olduğunu gördünüz mü? Hepsi bir hastalığın pençesinde...65 yılın, 30 senesini şimdiden tükettik.Geriye 35 kaldı. Bu 35 yılın yarısı uyumak ile geçecek geriye 20 senen kaldı.20 sene içinde her gün 2 saat tv izlesen, geriye 18 senen kalıyor.Ve bu 18 senenin içinde daha neler var, neler...Çok karamsar olduğumu lütfen söylemeyin.Gerçeklerden kaçmak yanlış mı yoksa? Bir zamanlar, Zincirlikuyu Mezarlığında asılı olan, ' Her canlı ölümü tadacaktır.' ayetinin, kaldırılıp-kaldırılmaması gündemi ne kadar da çok meşgul etti. Ama bu olaylardan çok akıllarda kalan şu söz herkesi nakavt etmişti. Haşmet Babaoğlu söyle diyordu: ' Beni ölüm değil, ölmeyecekmiş gibi hoyratça yaşayan insanlar korkutuyor.' Evet.Gençlik ateş çemberlerinin içinde terlerken, bir gün buhar olup gideceğini aklına sokmalıdır.İnsan bir buz parçasına benzer.Zamanın acımasızlığıyla erir, suya dönüşür. Sona geldiğinde bir buhar olup semaya yükselir.Güneşe yaklaştıkça, sıcağı derinden hisseder ve cehennem azabını düşünür.Günahlardan kurtulmak için yağmur olup, yağmak ister.Ama iş işten geçmiştir.Film biter. Ama bu kez perde kapanmaz. Kapanan senin hayatındır ve çoktan kopan kıyametin son safhasını beklersin, geldiğin yerde... Ama bir ayetten utanan insan,ölümün tadını alamayacaktı. Çünkü inanmamıştı. İnandığı tek şey yaşamaktı.Ve yaşadığı gibi inanmaya başlamıştı. Firavunlaşan ruhu, bedeni mumyalandığında veda edecekti.Çünkü bu hayat ona fazlaydı. Gerçekler insanın gölgesiydi.Kendisi yok olsa bile, bir gölgesi kalacaktı.Gerçekler peşini bırakmayacaktı.Kısacası gölgesi bile kendinden daha gerçekti... Şeytan bile aynı filmi paylaşmaktan bıktı.Sen ise, aynı filmde oynamaktan bıkmadın. Yoksa sen 'HAYAT' filminde kural tanımayanlardan mısın? Söyler misin sen bu filmin neresindesin? Ne zaman ceplerindeki günahları boşaltacaksın? Yada ceplerinin delik olduğunu ne zaman anlayacaksın? Çekirdeği çıkartılmış bir meyve gibi insanlar.Sadece yer kaplıyor.Geleceğe dönük bir tohumu yok.Neyine güveniyor o da bilinmez! Bir süre sonra kabuğunun buruşacağını, içinin çürüyeceğini neden görmez? Ölümün koynuna yatan insan, şeytan tarafından uyutulmuştu... İnsanlar... Betonlaşan bedenleri, çatlayan ruhlarıyla, son depremi bekler gibi... İnsanlar... Neden bu kadar renkli giyinirler? Yoksa içlerindeki siyahı gizlemek mi isterler? İnsanlar... Ölü denizde, hayat arayanlar Ararken, kaybolanlar, arananlar Kısacası KAYIP ARANIYOR! |
|
|
|
|
|
|
#2 (permalink) |
|
Yaşa, yaşa, yaşa...
YAŞA, Yaşa, yaşa...
Bizler ölecek insanlarız Ölümsüzler arasında Ölümsüzler konuşmaz İnanmazlar bizzat öleceklerine. Zamanımız kısa, yapacaklarımız çok Buna rağmen dostum, Koşarken bile Uzanır tutarız elinden Bir yaşlının, bir çocuğun Yolda kalmışın ve ağlayanın Geçen yalnız bizim değil onun zamanı olsa da Oturur izleriz bir güneş batışını herşeyimizi vererek Ve koklarız ağlayarak nefis bir çiçeğin açışını Yağmurun akışını O zaman güleriz Tanrı'ya İstersen şimdi al deriz yeterince güzellik verdin bana Gülümser hayatla bize O'da, yaşa, yaşa, yaşa. Bir kelebeğin ömrü benimkinden uzun olmasın Bir kartalın göğü benimkinden geniş olmasın Yoksa boşa geldim boşa gittim bu cihanda Ruhumla hayatın karşısına çıplak dikilmedikten sonra
__________________
Portfolyo | Güneşin Tam İçinde | DeviantArt Mihrace.Net ! | 3d Gözlük | Ebu'l-iz | Kimin Eli? | Reklam-im |
|
|
|
|
Zoque'a hoşgeldiniz!