Zoque.Forum
»
[Satılık] Hosting Firması
|
| İnternet ve İş İş planı hazırlanması, risk sermayesi, Türkiye'de risk sermayesi, şirket kurulması, internette para kazanma yolları... |
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler |
|
|
#11 (permalink) |
|
Re: [Satılık] Hosting Firması
Konu faydalı ilerliyor.
Öncelikle ben büyük balığın küçük balığı yutmasını gayr-ı ahlaki bulmuyorum. Zaten burada da bulan yok sanırım. Bu bir tespit. Bu hayatın da ötesinde bir kainat kuralı. Şimdi koskoca vestel neden tutup da bir mahalle arkası ajansına yaptırsın web sitesini. Ya da bir Turkcell neden yazılım geliştirmek için 2. sınıf bir yazılım firmasıyla çalışsın. Adamların her türlü imkanları var. 10. sn lik reklam için binlerce $ para verebilen bu firmalar, elbette kendi standartlarını oluşturmuş, işine hakim ve vizyon sahibi firmalarla çalışacaktır. Bir de ben şuna inanıyorum, yaptığınız iş kaliteliyse, ve siz de minimum seviyede ortalama zekaya sahipseniz bir şekilde başarıyı yakalarsınız. Bunda ayağınıza gelmiş fırsatları iyi değerlendirme ve disiplinli çalışmanın önemini atlamamak lazım. Zira dünyanın en yetenekli insanı olun, müşterilerinize eziyet çektiriyorsanız 3. gün kimseyi bulamazsınız. Elbette sektörde sıkıntılar, daralmalar var. Fakat acaba biz kendimizden yeterince fedakarlık yapabiliyor muyuz. Aldığımız işi kendi işimiz gibi yapıyor ve müşterimize tam zamanında yetiştirebiliyor muyuz. Malesef bu forumda bir karamsarlık ve başarısızlık öyküleri hakim. Bırakın forumu, en üst düzey ajans çalışanlarınınve sahiplerinin üye olduğu mail gruplarında bile öyle muhabbetler dönüyor ki inanamazsınız. Bu da bu işe yeni başlayan insanları bırakın, bu işe yıllarını vermiş insanları dahi ümitsizliğe sokabiliyor. NTV'de Okan Bayülgen'in bir programında masada yer alan ülkenin en ünlü reklamcılarının bile sürekli sektörün bunalımlarına vurgu yaptığı ve ellerinden geldiğince reklam sektörünü cazibe merkezi olmaktan çıkarmaya yönelik bir tavır sergilediklerini hala unutmadım. Kazandıkları milyon dolarlar, altlarındaki cipler, kollarındaki mankenler dahi birilerini tatmin etmiyor, ve pastadaki paylarının daha fazla küçülmesini engellemek için bir ajitasyon yapmaktan dahi çekinmiyorlar.... Aklıma şu geldi. Benim kendimce bir gözlemim var. Evli insanlar mutlu oldukları zaman mutluluklarını eşleriyle paylaşırlar, fakat mutsuz oldukları zaman da bunu her fırsatta geyik babından da olsa arkadaş ortamlarında dile getirirler. Böylece bekarlar evliliği hep korkunç bir şey olarak düşünürler. Oysa evliliğin de bir sürü müthiş deneyimleri vardır. Fakat kimse tutup da eşiyle yaşadığı bir mutluluğu arkadaşına anlatmaz (en azından erkekler-birçoğu) Acaba biz de bu durumda mıyız. Bence çok güzel bir mesleğimiz var. Mesela ben bana gelen bir web tasarımını sabah 08:00 de kalkıp herşeyimle konsantre olup akşam 18:00 e dek, bilemedin ertesi güne dek bitirsem bir inşaat amelesinin 1 ay sırtında çimento taşıyarak kazandığı para kadar, ya da daha çoğunu kazanabiliyorum. Üstelik oturduğum yerden. Ya da bir firma çalışanıysanız ek iş olarak limon satmak zorunda kalmıyorsunuz. Meslek her an ek iş almaya oldukça müsait. Bence mesleğimiz (grafikerlik, web tasarımı üzerinden konuşuyorum..) Ya da genel olarak bilişim sektörü. Bu sorunlar her sektörde var. Lokantacının derdi sokağında hızla artan cafe-restoranlar, internet cafecilerin derdi artan internet cafeler ya da PC satışları, mimarların derdi ipini koparanın(!) mimar olması vs. vs. Biraz geniş bakarsak her sektörün sorunları var. Dolayısıyla teknolojiye, modernist ekonomiye ayak uyduramayan tutunamaz. Hala karanlık loş bir ortamda bir yandan ete konan sinekleri kovmaya bir yandan da et satmaya çalışan kasap, kolaycılığa (şark kurnazlığı da denilebilir) kaçıp hükümet politikalarına, devlete sayıp söveceğine önce satış yaptığı alanı müşteri için çekici hale getirmelidir. Önünden günde 100-200 kişinin geçtiği mahalle arasına teknoloji market açan, ve bir online satış sitesi açmaya yanaşmayarak sinek avlayan kişi, hatayı dışarıda değil, kendi stratejilerinde aramalıdır. Yani suç sadece sektörün değil, sektörün yeniliklerine ayak uyduramamaktan da kaynaklanıyor. Sonuçta iş piyasası yaşayan bir organizma. 1980 yılında kurduğunuz ve o yılın tüm standartlarına sahip bir marketi hala o yılın marketçilik zihniyetine göre işletiyorsanız bence oturup carrefour hakkında konuşmak "geyik" ten öte gitmez. Bence milletimizin en büyük problemi bu; kendinden başka herkesi suçlayıp (devlet, hükümet, sektör, çalışanlar, dış güçler vs vs..) kendine yöneltmesi gereken soruları sormayıp, verilmesi gereken cevaplar üzerinden yapılması gerekenleri yapmamak.. Toparlayayım. Evet her sektörde olduğu gibi başarısızlıklar olabiliyor. Hele ki devamlı surette kendini yenileyen bir sektördeyseniz ayak uydurmak daha da zor olabiliyor. Ayak uydursanız da büyük firmalar size rekabet alanı vermiyor olabiliyor. Yine de -önce kendime söylüyorum- gardımızı yüksek tutalım, kendimize güvenelim, geleceğe inananalım, disiplinli çalışalım. Girişimci olalım. Takip eden değil, takip edilen projeler üretmeye gayret edelim. Kısacası ümitlerimizi, hayallerimizi kaybetmeyelim. Hayallerimize yüzme de öğretelim ki, suya düşerlerse boğulmasınlar... Boğmasınlar..
__________________
www.osmanarslan.com | kişisel portfolio Mesaj David Wenham tarafından 26.09.2006 (19:18) yeniden düzenlendi.. |
|
|
|
|
|
|
#12 (permalink) | |
|
Üyelik Tarihi: 24.09.2002
Yer: İstanbul
Yaş: 41
Mesaj: 1,375
|
Re: [Satılık] Hosting Firması
Alıntı:
__________________
.: Dilinizden UTANMAYIN :. {"Tema"mı çalabilirsin ama ruhumu ASLA!} |
|
|
|
|
|
|
#14 (permalink) |
|
Üyelik Tarihi: 27.04.2003
Yer: İstanbul
Yaş: 41
Mesaj: 164
|
Re: [Satılık] Hosting Firması
Haklısın gravity, David'in ve benim söyleyecek çok şeyimiz varmış (çenemiz de düştü diyebiliriz
, o nedenle paragraflara dikkat etmeden yazıyorum, pardon.Söylediklerinin hepsinde haklısın David. Ben konuya bir de öteki yandan bakmak istiyorum, daha doğrusu senin sektör tespitinden çıkıp olayı başka bir yere taşımak istiyorum. Bahsetmek istediğim konu yine bu forumda başka bir başlıkta tartışılan web Tasarımcıları Derneği konusuna da değinecek, gerçi orada hala derneğin ismi konusunda anlaşamadılar, hatta başka konularda arada "sendika lazım" diye ütopik fikirler bile çıkabiliyor, ama olsun, o konu yavaş da olsa bir yerlere varacak elbet. Bir sektörün oluşması, daha doğrusu bir iş kolunun oluşması, ve sonrada o iş kolunda çalışanların haklarının korunması için, o iş kolunda çalışanların bir örgüte mensup olmaları gerekir. Bu örgütler genelde o iş kolunda çalışanların, tabir yerindeyse emekçilerinin toplanıp önce bir dernek kurmaları, sonra o derneğin faaliyetlerini ve üyelerini büyütüp toplumsal baskı oluşturacak hale gelmesi, en peşinden de resmi makamlarca oda statüsü alıp yaptırımlar uygulamaya başlaması ile oluşur. Eğer lisans düzeyinde eğitim almışsanız, örneğin kendimden örnek vereyim, elektrik mühendisi iseniz ve elektrik ile ilgili bir dalda yetkili olmak, yani yaptığınız işin imzanız ile yetkili kılınmasını istiyorsanız Elektrik Mühendisleri Odası'na kayıt olmanız gerekir. Bu şekilde çizdiğiniz projeler, yaptığınız üretimler, vs. gibi konunuzla ilgili iş kollarında çalışırken imzanız sizin beyanınız yerine geçer. Diyebilirsiniz ki hangi mühendis çizim yapıyor, bürolarda genç çocuklara çizimler yaptırılıyor, mühendis de imzasını atıyor o kadar. Ama sorumluluk o mühendise ait oluyor. Asansör şirketi sahibi bir arkadaşım bu şekilde bir asansör projesini tanıdık bir elektrik mühendisine imzalattı, derken asansörde ağır yaralanma ile biten bir kaza oldu, o mühendis hala mahkemelerde, yıllarca hapiste yatması mümkün. Eğer ölüm ile bitse direk tutuklanacaktı zaten. Bir diğer örnek mesela Hukuk mezunu iseniz, avukatlık yapmak için Baro'ya kayıt olmanız gerekir. Ve barolar diğer odalardan biraz daha eski oldukları için kurallarını biraz daha sıkılaştırmışlardır. Örneğin Türkiye'nin herhangi bir yerinde bir boşanma davası alacaksanız, (rakamı atıyorum, annem ile babam ikisi de avukat, ama şu an uyuyorlar, telefon açıp gerçek rakamı soramam en az 500 YTL'ye davayı alabilirsiniz, makbunuzunuzu da kesmeniz mecburidir, çünkü makbuzun bir fotokopisini davayı açarken mahkeme kalemine verirsiniz, kalemdende baroya ve vergi dairesine bildirilir. Yani siz davayı bedava alsanız, oğlunuzu kızınızı bir yakınınızı savunacak olsanız bile o 500 YTL'nin vergisini verirsiniz. Ve bu şekilde avukatların alabileceği minimum tüm miktarlar belirtilmiştir.Bu örnekler lisans düzeyinde bir okuldan mezun olanlar için. Peki buradan mezun olunması gerekmeyen iş kollarında durum nedir? Örneğin sıhhi tesisatçılık yapmak isterseniz, Sıhhi Tesisatçılar Odası'na üye olmanız gerekmektedir, aidatınızı verirsiniz, işinizi yaparsınız. Odaya üye olmayanlar da bu işi yapıyor, sanki odaya üye oluyorlar da işlerini iyi mi yapıyorlar başka bir tartışma konusu, onlara şimdi girmeyelim. Veya berber olmak istiyorsanız (tam adını hatırlayamadım) Berberler ve Kuaförler Konfederasyonu'na üye olmanız gerekmektedir, hatta bu örgüt de işleri biraz sıkıya almıştır, çırak - kalfa - usta sırası ile derece almak için belli zamanlarda sınava girmeniz gerekmektedir (benim berber o sınavların birini anlattı, olacak gibi değil ama dedik ya, bu başka bir tartışma konusu .Peki web tasarımcı olmak, hatta işin özüne dönelim, bilgisayarcı olmak, daha doğrusu bilgisayar ile uğraşan bir şirket açmak, onu işletmek için ne gerekir? Hiçbir şey, şirket kurmaya engel bir durumunuz olmasın yeter, yani nüfusun % 95'i bilgisayarcılık yapabilir. Üstelik bilgisayarcılık teknik bir iştir, hatta 220 Volt elektrik ile uğraşıldığı, daha doğrusu müşterilere 220 Volt elektrik bağlanan cihazlar sattığınız için riskli bir iştir. Olaya müşteri yönünden bakarsak durumun vehameti daha iyi anlaşılabilir. Bugüne kadar bilgisayar veya network işi için gittiğim her yeni şirkette, allah kahretsin yine başka bir bilgisayarcı geldi, bakalım bu neleri bozacak şeklinde bir tavırla karşılaştım, vallahi ben diğerlerine benzemem, ben tahsilliyim, bakın şu kadar yıl tecrübem var diye anlatana kadar dilim damağım kurudu Bilgisayarcılığı bırakmamdaki ilk neden artık o işin para kazanmaması ise, ikinci nedeni de bilgisayarcılık işinin inanılmaz ayağa düştüğü ve müşteriler gözünde itibarsız bir meslek olmaya başlamasıdır. Çünkü müşterilerin bu konuda şikayet edeceği bir kurum, örgüt, vs. yoktur. Müşteri tabii ki tercih nedenlerinden biri olarak vereceği ücrete bakar, ama yukarıda verdiğim avukat örneği gibi; bilgisayar bakım, onarım, vs. işinin bedeli minimum 80.- YTL'dir, bilgisayar şirketi kurmak için ilk şart şirket ortaklarından birinin (hem de Bağkur'u o şirket üzerinde olmak kaydı ile) lisans veya ön lisans düzeyinde ilgili dallardan birinden (elektrik, elektronik, bilgisayar, bilgi teknolojileri, vs.) mezun olmasıdır, o şirket teknik servis hizmeti veriyorsa elemanlarından en az ikisinin ilgili dallardan birinden teknik lise, meslek lisesi mezunu olması gerekmektedir, eğer bilgisayar toplayıp satıyorsa elemanlardan en az birinin (kusura bakmayın şimdi adını unuttum) bilgisayar ... Sertifikası sahibi olması gerekmektedir gibi şartlar olsa, aynı şekilde müşteriler memnun olmadıkları bilgisayarcıları şikayet edebilecekleri bir örgüt bulabilseler, o örgüt de Mimarlar, Doktorlar, Elektrik Mühendisleri, vs. Odaları gibi üyeleri üzerinde yaptırım uygulayacak güce sahip olsa (lisansı iptal edilen doktor tanıyorum), acaba bu bilgisayar sektörü biraz daha düzenli olmazmıydı? Bu iş o kadar ayağa düşermiydi? Bu anlamda bir yerlerde bilgisayar toplarken oradan ayrılıp kendilerine mahalle arasında şirket açan ve bilgisayar sektörüne giren arkadaşlar kusura bakmasınlar, ama işin gerçeği bu, mesela benim de bu konu ile ilgili hiçbir sertifikam yok, şartlar öyle gerektirirse bana da bilgisayar şirketi kurma izni verilmesin, şimdiden kabulümdür. Çünkü dünyanın her yerinde bir işi yapmak için önce o işte "ehliyet" sahibi olmak gerekmektedir.Konuyu web tasarım işine getirirsek, bu işin herhangi bir lisans, ön lisans, lise eğitimi olmadığı için iş daha da karışıyor. Bu forumda veya diğer forumlarda herkesin bu işi yaptığını, yan komşunun oğlu, dayının oğlu, lise öğrencisi herkesin bu işe girdiğini, o yüzden de müşterilerin kafasının karıştığını, fiyatların sürekli düştüğünü okuyoruz, yazıyoruz, şikayet ediyoruz. Ama aslında biz de bir yerde o şikayet edilenlerden biriyiz. Çoğumuzun bu konuda bir sertifikası veya eğitimi yok, alaylı şekilde başlayıp öyle gidiyoruz. Bu işin resmi bir eğitimi olmadığı için şu aşamada fazla yapacak bir şey de görünmüyor. Ama bir yerlerden başlanması lazım kanısındayım. Hiç olmazsa bir 10 - 15 kişi birleşip en azından bir dernek kurulsa, kurallar şartlar biraz olsa belirlense, o derneğin de iyi işlediğini varsayarak üye sayısı artsa, birkaç yıl sonra bu içinde bulunduğumuz sektörde de iyiye doğru bir gidiş olmaz mı sizce? Olmaz demeyin, olur olur. Çok canlı bir örneği uzaktan da olsa içinde bulunduğum zeytinyağı sektörü, sonunda bu sektör de baktı karakalem çalışma ile sektör bir yere varamayacak, dernekler kuruldu, üreticiler tartıştı, vs. derken Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi için sektördeki akademisyenlerin de desteği alınarak Meclis'e başvuruldu, tasarı görüme aşamasında, çıktığı zaman bu Konsey zeytinyağı konusunda epeyce yetkiye sahip olacak, zeytinyağı işinde bile böyle bir örgütlenme sözkonusu iken maalesef bizim sektörde henüz bir gelişme yok. İnşallah yakın bir zamanda olur diye herkese selamlarımı iletiyorum.
__________________
http://www.hayat.com |
|
|
|
|
|
#15 (permalink) |
|
Üyelik Tarihi: 23.07.2000
Mesaj: 363
|
Re: [Satılık] Hosting Firması
Son derece eğitici bir başlık olmaya doğru gidiyor tartışma.
Aklımda kalanlardan birkaç şeye dokunmak istiyorum. Öncelikle büyük balığın küçük balığı yutmasından doğal birşey göremiyorum. Belki de üzüntümüz, şikayetimiz bunadır. Fazlasıyla teknik adam olmaktan dolayı işimizi ne kadar iyi yaparsak yapalım hayal ettiğimiz yere çıkamıyorsak, suçu kendimizde aramaktan çok, daha az bilgili veya hiç bilgili olmadığı halde büyük başarılar yakalayanlara takılıyor dikkatimiz. Bugün yemeksepeti.com gibi gittigidiyor.com gibi ve turkticaret.net gibi başarıları incelediğinizde bir çoğunuz "ben de yaparım" diyecektir. En basitinden yemeksepeti.com'un nette 250-300 usd'ye satılan bir scriptle yola çıktığını duyduğunuzda niş olduğunu düşündüğünüz onlarca "yatan" fikirden dolayı kahrolabilirsiniz. Bu hikayelerin neredeyse tamamında "inanç, hırs, en iyisini ben yaparım" gibi parametreler olduğunu da görürsünüz. Yemeksepeti.com başardı ise teknik altyapısından dolayı değil, inandıklarını senelerce savundukları ve mücadele ettikleri için başardı bence. Diğerlerinde de benzer örnekler var. İşte tüccar değilde teknik adam olmak bu yüzden insanın canını acıtıyor. Yani aslında bir çoğumuz bir kademe yukarı çıkabilsek çok şeyler yapabilecek insanlarız. Yapamadıklarımız veya yapmaktan geri durduğumuz şeyler aslında yapabildiklerimizin yanında hiçbirşey. Diğer bir konu : hosting, web tasarım vb. şeyleri ben artık kendi adıma geçtim. Yıllar önce bu alana ilk kaydığım zaman bile sayacın geri saymaya başladığını biliyordum ve malesef zaman içinde önüme çıkan bazı fırsatları da doğru değerlendiremeyince de tahmin ettiğim yere geldim. Bugün eğer daha komplike işlerden, ilk başladığımız zamandaki kazançların dörtte birini beşte birini kazanıyorsam gidişat hiç te iyi değil demektir. Mutlaka ama mutlaka bu alanda da bilgisayarcılığın yaşadığı erozyon yaşanacak demektir. Büyükler kalacak, küçükler daha da ufak paralara üstelik te hakettikleri saygıyı alamadan çalışacaklar. Çok yakın bir olay yaşadım. Beş yıldır müşterim olan bir firma beni arıyor. 1 sene önce email sıkıntılarına benim ürettiğim çareleri beğenmemişler ve bu konuda herhangi bir birikimi olmayan bir bilgisayarcının baskısı ile emaillerini benim verdiğim hosting hizmetinden çekmişlerdi. site hostingini alamadılar çünkü bu durumda dinamik sitelerinin tamamen statik bir site haline döneceğini, hiç bir kodumu teslim etmeyeceğimi sözleşme ile garanti altına almıştım. Arıyorlar ve bu duruma isyan ediyorlar. Vay efendim neden bana da para ödüyorlarmış? Orada 200 mb alanları varmış ta neden olmuyormuş... Bu tip dialogların gittikçe daha fazla tarafı olacağımı bildiğimden ve bu olay da belki bunu kanıtladığından ben de öfkeme hakim olamadım ve durumu belki de sert bir şekilde ifade ettim. Beni öfkelendiren bu adamların üç beş kuruşa bakıp benimle sanki onları dolandırıyormuşum gibi konuşmalarındaki terbiyesizlikti belki. Senelerdir adam gibi bir siteye sahip olmaları belki bu sayede rakip sitelerden internet ortamında sıyrıldıkları ve bu yüzden bana teşekkür etmeleri gerekirken işte aldığım yanıt budur. Bu da neyi gösteriyor? Benim beş senelik müşterim bunu yapıyorsa dere göründü paçaları sıvama zamanı geldi demektir. Bu sebeple hala bu işleri yapıyor olsam da ne yapabilirim konusunda çok kafa yoruyorum. 5-6 ay önce bir internet projesinde çok yol almıştım fakat benimle birlikte dahil olan insanların motivasyonunu dorukta tutamadim. İşte parasızlık burada da insanın malesef önüne engel olarak çıkıyor. Yani garip bir paradoks bu. Bir taraftan bu durumdan kurtulmanın tek yolu düzgün projelere odaklanmak bence. Öteki taraftan bunu yapabilmek için yine de sermaye gerekiyor çünkü malesef artık Türkiyede kimseyi para olmadan motive edemiyorsunuz. İstersen "bu iş olursa milyon dolar kazanacağız sen de %50sini alacaksın" de farketmiyor adam ayın sonunda alacağı bir maaşa tercih ediyor bu ihtimali. Benim girişimcilikten kastım da buydu. Herkes malesef kolaya kaçıyor. Hayat bir satranç ise kimse 10-15 hamle sonrası ile ilgilenmiyor. Belki bir sonraki hamleyi akıl ediyor ama işte o kadar... Bu sebeple kazandığında da mat olduğunda da bu onun için sürpriz oluyor. Riske girmiyor kimse... Bu kadar çok deneyip bu kadar çok denediğinle kaldığında da en girişimci ruha bile sahip olsan motivasyonun zayıflıyor. Girişimcilik derken şu an yaptığımız işlerden bahsetmiyordum yani. hayatbilgisayar aynı senin dediğin gibi internet tabanlı fikirlerden bahsediyordum. Herkesin yaptığı ile para kazanmanın tek yolu büyük sermaye gerektiren işlerdir zaten. Araba satarsınız, ev yapar ev satarsınız, süpermarket açarsınız.... İhtiyaç olan işlerde daima para vardır ama parası olana.... Dernekleşme vb. konulara gelince.... Ben dahil olduğumuz işin bu tip kuruluşlarca korunabileceğine açıkçası inanmadım. İnsanlar işimize saygılarını yitireceklerse, siz artık müşterilerinize kendinizi "web tasarımcı" olarak tanıtmaktan çekiniyorsanız, bu iş zaten bilgisayarcıların gittiği noktaya gidiyor demektir. Birçok bilgisayarcının camında "web tasarımında kampanya" yazıları görüyorsanız bu iş malesef hakkettiği saygıyı zaten yitirmiş demektir. Dernek vb. bunu sağlayacaksa hep birlikte destekleyelim. Ama internet gibi kaotik bir ortamda neyi nasıl denetleyeceksiniz de ehil olmayanların iş yapmasını engelleyeceksiniz? Bu konudaki tartışmayı fazla dahil olmadan takip ettim. Umuyorum birgün böyle oluşumlar olur ve ben de içinde yeralırım ama görünen köy kılavuz istemez. Daha önceki bir mesajda da belirtildiği gibi kabul edelim yada etmeyelim bu işte te küçükler, sermayesi olmayanlar, tek başına takılanlar yani bir çoğumuz mutlaka silineceğiz. Gidişatta mutabık kalırsak nereye doğru açılımlar yapmak gerektiğini, rüzgarın gelecekte nerelerde eseceğini de konuşabiliriz benim derdim, umudum da bu. |
|
|
|
|
|
#16 (permalink) |
|
Üyelik Tarihi: 20.12.2005
Yer: Ankara
Yaş: 25
Mesaj: 186
|
Re: [Satılık] Hosting Firması
Hocam inş. hayırlısı olur sizin açınızdan...
Başarılar dilerim... Gerçekten güzel bir tartışma oluyor... Webmaster olarak çalışıyorum.Eskiden çok güzel hayaller kurduğum bir sektördü ama yıl 2006 oldu açık söylemek gerekirse domain&hosting&web Tasarımı sektörü ele ayağa düşmüş durumda... Çok azimliydim ama gelin görün ki zamanla hayal kırıklığına uğrattı bu sektör beni... Sebebi ise bana göre işi bilen bilmeyen herkesin bu sektöre bulaşması ve müşterilerin de çoğunun daha interneti bilmemesi ve 3-5 kuruşa işini hallettirmesi... Dediğiniz gibi küçükler bitecek ve zamanla büyükler işini güzel yapanlar ayakta kalacak... |
|
|
|
|
|
#17 (permalink) |
|
Üyelik Tarihi: 27.04.2003
Yer: İstanbul
Yaş: 41
Mesaj: 164
|
Re: [Satılık] Hosting Firması
Punisher, yanlış anlama ama hani "hay ağzını öpeyim" diye bir laf vardır
İçimden tam onu söylemek geldi, bu sektörde yalnız olmadığımı ve benim başıma gelenlerin mutlaka birilerinin de başına geldiğini biliyordum, ama anlattıklarının benim yaşadıklarımla bu kadar örtüşeceğini hiç sanmazdım, benim yazacaklarımın çoğunu sen yazmışsın bile, ben ne yazacağım şimdi ![]() Senin dediklerine sonuna kadar katılıyor, görüşlerine izninle eklemeler yapmak istiyorum; Büyük balık küçük balık meselesinde yapacak birşey yok, benim de söylediğim gibi dünyanın gidişatı bu şekilde. Ama bizim sorunumuz büyük balık olamamakta, bir türlü onu başaramıyoruz. Benim ticari yeteneğim yok, ama çok bilgili bir Windows hosting'çisiyim diyelim, senin de web tasarımı konusunda çok bilgin var, bir de yanımızda iyi bir tüccar / pazarlamacı alsak, büyük balığın kuyruğu olduk bile, zaten gerisi geliyor. Ama yok, hep söylüyorum ya, küçük olsun benim olsun, bir türlü büyüyemiyoruz. Büyük olmak için birleşenler de bir zaman sonra ayrılıyor zaten (genelde para yüzünden). Ülkemizin de sorunu bu değil mi, dünyada bizi kimse tanımıyor, bak Avrupa Topluluğu bizi nasıl süründürüyor, vs. gibi şikayetlerimizin temeli hep bu, kendimizi anlatacak bir şeyimiz yok. Amerika deyince herkesin bir fikri var; Coca-Cola, McDonalds, Levis, Brad Pitt, vs. vs. Fransa deyince Renault, Peugeot, Gerard Depardieau, vs., yani gelişmiş ülkelerin hepsinin kendilerini anlatacak ve dünyaya pazarlayacak bir şeyleri var, bizim ise reklamlara bakarsak Beko, Mavi Jeans ve Tarkan'ımız var, onlar da yetmiyor demek ki. Senin olmayan projen gibi benim de yarım kalmış bir projem var, ben ilk aşamasını yabancı bir şirkete satmıştım bile, fena para da almadım zamanında. Ama sonra dediğin gibi birkaç sene dişimizi sıkıp çok daha fazla para kazanacakken diğer arkadaşlar yarı yolda bıraktılar beni, proje de öyle kaldı. Ama bu konuda kimseye de fazla kızamıyorum, biz de küçük Amerika olduk çünkü, sürekli tüketime alıştırılan bir toplum olduk. Özellikle büyük şehirlerde yaşayan ve az çok para kazanan bizler, benim telefonum bilmemkaç piksel resim çekiyor, seninki mp3 çalmıyormu, benim televizyonum 117 ekran plazma gibi aslında bize hemen hemen hiçbir şey katmayan malların bağımlıları olduk. Hadi para kazanamayan alamıyor, ama para kazanan da sürekli bunların peşinde koşuyor, kazandığı parayı ileride kendisine yararlı olabilecek kaynaklarda harcamak veya biriktirmek yerine bu şekilde sürekli mala yatırıyor. Özellikle genç nesilde bu had safhada, o yüzden de kimse 1 yıl 2 yıl sonrasını göremiyor, görmek de istemiyor zaten. Tabii işin derinine inersek kimseyi de haksız bulamıyorum, adamın karnı aç, sigara alacak parası yok, üç kuruş maaşla çalışıyor, sen adama vallahi 1,5 yıl sonra 1 milyon dolar kazanacaksın desen ne fayda, adama şu an para lazım. Yetmiyormuş gibi yarın deprem mi olur, başbakan anayasayı fırlatıp kriz mi olur, işsiz mi kalırım, vs., herkesin aklında bin tane dert. Sen şimdi gel de adama gelecekten bahset, bugünü yok ki zaten. Dernek konusunda da haklısın, ben de kurulmasını isterim, üye de olurum ama bir yaptırımı olacağını sanmam. Bugün iyice kötümserim, sabahtan beri dişim ağrıdı zaten, dişçiye gittim o da kurcaladı, o yüzden keyfim yok, ondandır Senin de söylediğin gibi bu memleket meselelerini bırakalım, elimizden birşey gelmez nasılsa, gelecekle ilgili nereden başlayabiliriz, onu konuşalım. Hadi başla dostum, dinliyorum seni.
__________________
http://www.hayat.com Mesaj hayatbilgisayar tarafından 29.09.2006 (14:55) yeniden düzenlendi.. |
|
|
|
|
|
#18 (permalink) |
|
Üyelik Tarihi: 23.07.2000
Mesaj: 363
|
Re: [Satılık] Hosting Firması
@hayatbilgisayar : görüşlerime katılmana sevindim ki belki de zaten benzer düşüncelerde olduğunu önceki mesajlardan gördüğüm için rahat yazabildim.
Söylediğin birşeye katılmamak mümkün değil. Küçük olsun benim olsun zihniyeti. Malesef ben de bu zihniyetten zarar gören biriyim. Önceleri kendimi suçluyordum fakat daha derine indiğimde bu yolu seçmeme sebep olan bir çok olay yaşadığımı ve bu yüzden yoğurdu üfleyerek yemeye başladığımı görüyorum. Bunu örnekleyecek olursam, yıllar önce bir ortağım vardı ve ortak olmadan önce tam da bu mantığa inat konuşmalar yapıyorduk. Yani o bir alanda uzmandı ben bir alanda uzmandım (kendi meşrebimizde) doğal olarak bir araya geldiğimizde gücümüz bu alanların birbirine olan etkileşiminden de dolayı belki üçe beşe katlanacaktı. Fakat ayrılırken matematik malesef gerçeği ortaya koydu. Yapılan işlerin %99'u benim ilgili olduğum alan üzerinden yapılmıştı. Ki şu anda o ortağım da o zaman yetkin olduğunu iddia ettiği alanda değil benim bulunduğum alanlarda çalışıyormuş Ne demek istediğimi sanırım bu vaka çok iyi anlatır. Yani hiçbirimiz bu durumu yaşamak istemeyiz. Birlikten güç doğar diye bir araya geleceksiniz ama henüz bu ortaklık-ekip kültürünü millet olarak tam olarak sindirmemiş olacaksınız. Hadi milleti geçtik ama eğitimli bireyler olarak ta bu eşikleri aşabilecek bir farkındalık içinde olmayacaksınız. O zaman gitmiyor malesef. Burası üzerinden örnekleyelim. Gerçekten değer verdiğim, her mesajını dikkatle okuduğum arkadaşlar var burada. Hemen hiçbir forumu düzenli takip etmez ve hatta zaman içinde mutlaka hiç takip etmez duruma geldiğim halde, zoque.net'i yıllardır düzenli olarak takip ediyorum. Teknik tartışmalara çok girmiyorum çünkü hayatında kimseden doğru düzgün birşey öğrenmemiş biri olarak, kendi göbek bağımı kendim kesmeye alıştığımdan ve malesef bu kötü! huyumdan vazgeçemediğimden bu sıkıntılarımı internet gibi dev bir kaynaktan kendi başıma karşılamayı seçiyorum. Tersi yönde ise doğru düzgün bir cevap ve kaynak olabileceksem elimden geleni yapmaya çalışıyorum. (çok basit soruların forumlarda sorulmasına ve cevaplanmasına şahsen karşıyım ve hatta bu durum için yabancıların RTFM sözüne sonuna kadar inanıyorum) Dağıldım biraz. Her mesajını takip ettiğim bu arkadaşlarla düzgün bir mantık içerisinde birarada olsak neler yaparızı bazen düşünüyorum. Günümüz koşulları için fazlasıyla yeterli bir bilgim var ve müşteri odaklı olarak ta bu bilgilerimin açılımlarından faydalanıyorum. (yani profesyonel bir tavır olarak işimle ilgili bilgi yatırımlarımda, para getirmeyecek bilgiye yatırım yapmamayı, para getirecek yatırımda ise heyecan ve heveslere kaçıp gerekenin ötesinde şeyler öğrenmemeye çalışıyorum) İnsanlarla iletişimim iyi olduğuna, heyecanımla müşterilerimi etkilediğime inanırım. Bu yüzden iş alamadığım pek olmuyor. Fakat sorun da burada çıkıyor karşıma. Herşeyi ben yapmak zorundayım. Müşteri ile görüşen de benim, oturup işi yapan da benim... Bu durumda böyle bir oluşum içinde ne tam mutfak olabilirim ne tam yönetim olabilirimi görebiliyorum. Arada bir yer ve daha çok ekip içindeki diğer insanların güvenini yanına aldığı taktirde, zincirsiz bir şekilde hevesle işleri yürür kılmaya çalışacak bir konum. Peki aramızda başka nasıl insanlar var? Bence işine seven ama sadece iş yapmayı isteyenler var. Yani tasarımcı ise "oturayım tasarım yapayım harikalar yaratayım ama para kazanacağım diye onun bunun ağız kokusu ile uğraşmayayım" diyenler. Programcı ise "oturayım kod yazayım ama arada bir de olsa iki ile üçü toplayamayan adamlara bunları anlatmak zorunda kalmayayım daima beni anlayan adamlarla etkileşim içinde olayım" diyenler. Bir de "harika fikirlerim var otursam bunları zaten ikiyi üçü geçmeyen ve tam bizlik mantıklarla oluşturulmuş risk sermayelerine veya büyük guruplara götürsem elimden alırlar üstüne bir de beni birşeyden anlamamakla suçlarlar" diyen fikir adamları. (ki malesef dünyada el üstünde tutulan bu insanlar, bizde herkes süper beyin olduğundan "sadece fikir!" ürettikleri için küçümsenirler) Şimdi işte bu noktada tüm bu insanları birleştirecek bir çatının herkese faydası olacağı görmek çok kolay. Kötü senaryo üzerinden olması gerekeni veya hayal ettiğimi anlatmaya çalışayım. Haydi desek ve bir araya gelsek bir noktadan sonra samimiyet başlayacak ve birbirimize adlarımızla hitap etmeye başlayacağız. (sorun yok gibi ama asıl sorunlardan biri) Kurulum aşamasında hak gördüğümüz bazı şeyleri söylemekten geri duracağız belki sırf bu samimiyetten dolayı ki daha ilerde önce bu söylenmeyenler başlarımızı ağrıtacaktır. (ben daha çok katkı sağlıyorum ben neden bu kadar kazanıyorum veya ben neden ofiste kalıyorum gibi gibi ) Sonra ortaklık kurulacak ama bizim memleketimizin yazılı olmayan ticari ahlakına! göre burada da herkesin payı aynı olacak. Halbuki bu oranlarda en başından kavga edilmeli ve herkes hakettiğini almalı. Sonra çalışmaya başlanılacak. Herkesin görev dağılımı yapılacak. Zamanla bu görevlerde bazıları canla başla çalışırken bazıları belki daha geniş davranacak. Bunlar göze batmaya başlayacak ne de olsa herkes aynı kazanıyor! Haftalık veya aylık toplantılarda bu sıkıntılar psikolojik savaşlara dönüşecek ve taraflar yavaş yavaş kesin çizgilerle ayrılmaya başlayacak. Bir noktadan sonra bu taraflar arıların oğul vermesi gibi bölünecekler ve belki başka bir şirket çatısı altına geçecekler fakat arılarıın oğul vermesinden farklı olarak bu bölünme eskisi kadar güçlü iki oluşuma değil, eskisinden zayıf iki oluşuma sebep olacak. Belki de kuruluş sırasında çok dengeli hesaplanmış bir birliktelik, eksilen parametreler yüzünden iki tarafında kaybetmesine sebep olacak ve geriye "varya şunu yapsakdık şu kadar kazanırdık. ya ne alıp veremediğimiz vardı ne güzel geçiniyorduk... ayda 10X lira kazanıyordum o kadar kavgaya rağmen şimdi X lira maaş alıyorum ama neyse kafam rahat...." dialogları kalacak. Başından 3 ortaklık geçmiş biri olarak bunlar tabi benim tecrübelerime dayanarak söyleyebileceklerim. Karamsar bakmak için fazlasıyla sıkıntılı süreçlerden geçtim çünkü. Peki nasıl olacakta bu alaturka zihniyetten, güçlerin düzgün dağıldığı, ne kadar emek, ne kadar katkı o oranda kazanç disturunu benimsemiz alafranga bir zihniyete geçeceğiz? Bazen onlarca insanın birlikte çalıştığı projeler görüyoruz. (yazılımların about kısımlarına bakmak yeter) Bu kadar çok insanı birarada tutmak için bunları eleman olarak mı çalıştırmak gerekiyor? Neden aynı fikre 8-10 hatta 100 kişi sahip çıkamıyor. Neden herkes patron olmak istiyor Türkiye'de? Sanırım henüz ticari ahlakımız kültürümüz hala fazlasıyla şark kültüründen izler taşıyor. Ama bunları nasıl aşabilirizi bulduğumuzda önümüzde açılacak kapıları da görmemek imkansız. Bence rüzgar internet projelerinde... Kendi adıma ben bunu görüyor ve buna kaymak istiyorum. Fikirlerim var fakat değirmeni döndürmek gerektiğinden bunlara zaman ayıramamaktan dolayı da büyük sıkıntılarım var. Eğer bu rüzgarı başka görenler de varsa bu konuda nasıl oluşumlar mümkün olur? Bu alaturka sıkıntıları aşmak için nasıl algoritmalar tasarlamak lazım gibi şeyleri konuşmayı çok istiyorum. Belki biraz karışık yazdım ama tartışma ilerledikçe katabileceğim şeyler olacaktır eminim. |
|
|
|
|
|
#19 (permalink) |
|
Re: [Satılık] Hosting Firması
Görülüyor ki, aklı başında yeteneği elinde hemen her proje adamının yaşadığı problemler ortak bu ülkede..
__________________
www.osmanarslan.com | kişisel portfolio |
|
|
|
|
|
|
#20 (permalink) |
|
Üyelik Tarihi: 27.04.2003
Yer: İstanbul
Yaş: 41
Mesaj: 164
|
Re: [Satılık] Hosting Firması
Punisher yazdıklarına % 100 katılıyorum, çok ama çok haklısın. Ben sadece yüksek lisansımdan sonra askere gideceğim zamana kadar olan 1,5 yıl içinde bir ortaklık yaptım, o da zaten bilgisayar işi değildi, ses sistemleri, dj'lik, vs. üzerine idi, zaten laf olsun diye yaptığım için üzerinde fazla durmadım, askere giderken ortağım nişanlısının da (burada ortaya hanımlar faktörü de giriyor, dikkat baskısı ile bana güzel bir kazık attı, o zamanlar üzerinde durmadım, ama asker dönüşü olayın farkına ancak vardım, o zamandan beri de ortaklık yapmadım Ama bir konuda haklısın, mesajlarımızı takip edersek zaten bu ortaklık, birlikte çalışma, ortak fikirler, ortak idealler, hani herkesin söylediği ekip ruhu, vs. konularında biz milletçe eksiğiz. Bu göçebe ruhumuzdan geliyor olabilir, Akdenizlilik ruhumuzdan kaynaklanan heyecanlılık ve sabırsızlıktan olabilir, olabilir de olabilir. Ama dediğimiz gibi burada amacımız vatanı milleti kurtarmak değil, onu yapmayı isteyen bir sürü insan var zaten , senin de dediğin gibi nasıl bir internet projesi veya projeleri ortaya çıkartabiliriz, bunu konuşmak ve tartışmak.Bence Türkiye'de şu an için internet üzerinden para kazanmak çok zor, zaten para kazanabilen projelere de baktığımız zaman çok olmadıklarını görüyoruz, yemeksepeti.com, gittigidiyor.com, biletix.com, sikayetvar.com, kariyer.net, evdeizle.com, vs. vs., unuttuklarım varsa kusura bakmayınız. Tabii arkalarında şu an holdingler olan mynet.com, dod.com.tr gibi siteleri saymıyorum. Bunların hepsi de, senin daha önceki mesajlarında belirttiğin gibi sabırla, inatla, olacak bu iş diye bıkmadan usanmadan üzerinde çalışılan, ve zamanla duyulup, tanınıp, reklamını da iyi yaparak internet kullanıcılarının dikkatini çekmiş ve bugünlere gelmiş olan başarılı projeler. Ama şimdi vay gittigidiyor.com başarılı oldu diye hemalhemsat.com, alalimsatalim.com açılmış, biz de ikinciel.com yapalım dersek projenin başarılı olma şansı çok zayıf olur. Bence burada ilk yöntem projeleri net şekilde ortaya koymak ve hemen gidip aramaya başlamak, başka biri yapmış mı, yapmışsa ne kadar müşteri toplamış, yani kaba taslak ne kadar kayıt var, sağında solunda farklı firmalardan banner reklamı almış mı, yurtdışında örnekleri varmı, onlar ne halde, vs. Böylece proje başına en fazla yarım saat harcayarak ön eleme kolaylıkla yapılabilir. Ondan sonra elimizde kalan projelere bakılır, onlar ile ilgili detaylı araştırmaya başlanır. Daha önce örneğini vermiştim, üniversitede okuyan ve ev arkadaşı arayan insanları buluşturan bir site düşündük diyelim, kimden reklam alacak veya kimler paralı üye olabilir; üniversite öğrencileri mi, mümkün değil, evsahipleri mi, zaten kiracısının öğrenci olmasını kim ister, o da olmadı, demek ki o proje para kazanmaz, gitti. Gelelim ikinci projeye; Türkiye'deki özel ve devlet tüm yurtları listeleyen, onların özelliklerinin detaylı olarak yazıldığı, şehi |