Zoque.Forum
»
Marka Patent Sınai Mülkiyet Hakları Neden Önemlidir ?
|
| Makaleler Tasarım, teknoloji, web, kültür ve sanat ana başlıkları olmak üzere forumda yer verilen bölümler ilgili her türlü makaleye bu bölümde yer verebilirsiniz. Sitenizde yayınladığınız ve burada bizlerle yeniden paylaşmak isteyeceğiniz makaleleri de gönderebilirsiniz. |
![]() |
|
|
LinkBack | Article Tools |
|
|
|
|
Üyelik Tarihi: 16.10.2007
Yer: İstanbul
Mesaj: 1
|
Marka Patent Tescili Sınai Mülkiyet Hakları Neden Önemlidir?
Sınai Mülkiyet Haklarının devlet tarafından tanınmasının üzerinden 136 yıl geçmiştir. Zira 1871 yılı marka kavramının hayatımıza resmen girdiği tarihtir. Türkiye Cumhuriyetinin resmen tanındığı Lausanne Anlaşmasında dahi fikri ve sınai mülkiyetin korunmasına ilişkin hükümler yer almaktadır. Anlaşmanın 86. Maddesi şu şekildedir.
“İşbu Andlaşmanın hükümleri sakli kalmak üzere, endüstri, edebiyat ya da sanat yapitlari mülkiyetine iliskin haklar, Bagitli Devletlerden her birini yasalari uyarinca 1 Agustos 1914 tarihindeki durumlariyla, Bagitli Yüksek Taraflarin ülkelerinde, işbu Andlaşmanın yürürlüge giris tarihinden baslayarak, bu haklardan savas durumunun basladigi anda yararlanmakta olan kimseler ya da bunlarin hak sahipleri yararina yeniden taninacak ya da geçerli sayilacaktir. Bunun gibi, savas çikmamis olsaydi, endüstri mülkiyetinin ya da bir edebiyat veya sanat yapitinin yayinlanmasini korumak için, yasalar uyarinca yapilmis bir istem sonucu olarak, savas süresince edinilebilecek haklar da, işbu Andlaşmanın yürürlüge giris tarihinden baslayarak, hak sahibi durumunda olan kimseler yararina yeniden kabul edecek ya da yeniden geçerli sayilacaktir. Yukarıdaki hüküm uyarinca, sahiplerine yeniden taninmasi gerekecek haklara halel gelmemek sartiyla, savas sirasinda Müttefik Devletlerden birinin yasama, yürütme ya da yönetim makamlarindan birince, Osmanli uyruklarınin endüstri, edebiyat ya da sanat yapitlari mülkiyeti haklarina iliskin olarak, alinmis olabilecek özel tedbirler, yapilmis kamusal islemler (lisans vermeyi de kapsamak üzere), yürürlükte kalacak ve hukuk açisindan tam geçerli sayilacaklardir. Bu hüküm, herhangi bir Müttefik Devlet uyruklarınin haklarina iliskin olarak Türk makamlarinca alinmis olabilecek tedbirler için de, ayrintilarda gerekli degisikliklerle (mutatis mutandis) uygulanacaktir.” Anlaşmanın 87 vd. maddeleri de fikri ve sınai hakları düzenlemektedir. 1871 tarihinde marka ile ilgili ilk kanuni düzenleme yapılmıştır. Bugünse Türkiye’de yılda 60.000’e yakın marka müracaatı yapılmaktadır. Ancak hala ülkemiz yoğun olarak marka taklidi ile anılmaya devam etmekte olan bir ülkedir. Maddi açıdan marka yaratmak tam anlamıyla bir yatırımdır. Markanın hedef kitlesinin belirlenmesi, etiketler, kataloglar reklamlar ve diğer tanıtım evrakının hazırlanması başlı başına gider kalemleridir. Markanın tüketici tarafından beğenilmemesi veya markanın “tutmaması” durumunda tüm bu yatırımlar boşa gidecektir. Tescilli olup da hiç kullanılmayan binlerce marka mevcuttur. Bu saydıklarımızın marka yaratmanın külfet boyutudur. Markanın beğenilmesi ve tüketiciler tarafından aranır hale gelmesi durumunda marka şirketin sermayesi haline gelecektir. bugün dünyanın büyük markaları marka sahibi olan şirketin tüm aktif ve pasifinden daha fazla değer ifade eder hale gelmiştir. Örneğin NIKE markasının tek başına marka değeri NIKE INC. unvanlı şirketin tüm gayrimenkul ve menkullerinden daha fazla değer ifade etmektedir. Ülkemizin hala bir taklit cenneti olarak tanınıyor olması, pek çok yabancı yatırımcının Türkiye Pazarında taklidin engellenmediği yönünde kanaate sahip olması ülkemizi açısından eksi puandır. Türkiye’de marka ve diğer sınai haklar konusunda yasal düzenlemeler yapılmış olmasına, bu amaçla özel ihtisas mahkemeleri kurulmuş olmasına karşın değil yabancı yatırımcılar, Türk girişimciler dahi yasaların kendilerine sağladığı hakları bilmemektedirler. Bunun önüne geçmek ve Türkiye’de marka bilincine ve markalaşma idealine sahip girişimcilerin var olduğunu göstermek ve ispat etme görevi hepimize düşmektedir. Taklit konusundaki yaptırımların sadece yasa metinlerinde kalmaması ve hayata geçirilmesi gerekmektedir. Marka taklidi bir markaya verilen emek, harcanan sermaye ve akıtılan birikime ortak olmaktır. İşin etik boyutu bir yana bırakılırsa marka taklidinin tam anlamıyla “piyango” olduğu söylenebilir. Örneğin ADIDAS markasını taşıyan bir ürünün birebir taklidini yaparak piyasaya sunan kişi ADIDAS A.G. şirketinin sermayesine ortak olmaktadır. Marka taklidinde genele yapılan savunma tüketicinin bu malların hakiki olmadığını bilerek satın aldıkları yönündedir. Örneğin ADIDAS markalı bir ayakkabıyı mahalle pazarından alan tüketici bu malın hakiki ADIDAS olmadığını zaten bilmektedir. Ancak kanun önünde bu savunmanın hiçbir geçerliliği yoktur. Türkiye’nin kendi markalarını yaratması ve Türkiye’nin taklit cenneti ülke olma yaftasını silmek için 1995 sonrası yapılan kanuni düzenlemelerde marka sahiplerine çok geniş hak ve yetkiler tanınmıştır. Kanun sadece üreticiyi değil “taklit” ürünü herhangi bir ticari maksatla elinde bulunduran herkese aynı cezaların verilmesini öngörmektedir. Pazar tezgahında mal satan seyyar satıcıdan antreposunda müşterisinin malını muhafaza eden depocuya, mağazada sergileyen mağaza sahibinden atölyesinde veya fabrikasında bizzat malı üreten üreticiye kadar taklit zincirinde yer alan herkese aynı cezalar verilmektedir. Marka sahibinin izni olmadan tescilli bir markayı ticari maksatla üreten veya elinde bulunduran herkese 2 yıldan 4 yıla kadar hapis veya 27.000 YTL den 46.000 YTL ye kadar para cezası veya her ikisi birden; 1 yıldan 2 yıla kadar ticaretten men ve işyerinin kapatılması cezası verilmesi hükme bağlanmıştır. Avrupa Birliği ile müzakerelerin son hızıyla devam ettiği bu dönemde Avrupa Birliği’nin marka, patent ve endüstriyel tasarımlarla ilgili cezaların caydırıcı olmadığı ve cezaların uygulanmadığından şikayet ettiği bilinen gerçeklerdir. Peki marka taklidinin ölçüsü nedir? Her şeyden önce belirtmek gerekir ki marka taklidi konusunda takdir yetkisi mahkemelerdedir. Somut olaya göre marka hakkına tecavüzün mevcut olduğu konusunda karar verilmektedir. Bazı durumlarda markanın tüm harfleri farklı bile olsa markanın yazılış veya tertip tarzının aynı olması durumunda mahkemelerin ceza verdiği görülmektedir. Taklit sektörünün etrafındaki çember günden güne daralmaktadır. Çok başarılı Türk markalarının varlığı Türkiye’nin de kaliteli markalara sahip olabileceğinin göstergesidir. Taklit mal üretimi kısa vadede karlı gibi görünse de orta ve uzun vadede hiçbir kar getirmeyeceği gibi çok büyük zararlar verebilecektir. İşyerine polis baskını yapılması, ürünlere el konulması, çevre esnafın meraklı bakışları altında karakolda ifade vermeye gidilmesi ve en nihayetinde mahkemede yargıç huzurunda yargılanmak kimsenin arzulamadığı şeylerdir. Taklit için harcanan emeği özgün marka yaratmaya harcamak kısa, orta ve uzun vadede kazanç getirecektir. Cenk Ceyhun IŞIK - +90 216 545 57 00 / +90 216 545 57 07 www.dispatent.com.tr / info@dispatent.com.tr DIŞ PATENT Marka Tescil ve Danışmanlık Hizmetleri Ltd. Şti. Mesaj CCI tarafından 16.10.2007 (13:40) yeniden düzenlendi.. |
|
|
|
Zoque'a hoşgeldiniz!