Zoque.Forum
Dirsek Teması:
Geri Dön Zoque.Forum » Webmaster Kaynaklari » Makaleler » "big Brother" Biz Olduk, Sosyal Networklere Farkli Bir Bakiş


Makaleler Tasarım, teknoloji, web, kültür ve sanat ana başlıkları olmak üzere forumda yer verilen bölümler ilgili her türlü makaleye bu bölümde yer verebilirsiniz. Sitenizde yayınladığınız ve burada bizlerle yeniden paylaşmak isteyeceğiniz makaleleri de gönderebilirsiniz.

Comment
 
LinkBack Article Tools
Old 20.10.2007  
ssonmez
 
ssonmez's Avatar
 
Üyelik Tarihi: 21.03.2003
Yer: Şehr-i İstanbul - Kıtaların Busesi
Yaş: 35
Mesaj: 1,358
Görsel: 104
"Big Brother" Biz Olduk, Sosyal Networklere Farklı Bir Bakış

Ahmet, sevgilisi Selin‘în Videoback sitesindeki sayfasına girdi. Saatinin havada oluşturduğu holografik görüntüde “Şimdiye bak” seçeneğini gözleriyle işaretledi. Sistem hızla sordu. “Krediyle mi ödersin, reklam görmeyi mi kabul edersin?”, “reklam” dedi Ahmet. Sonra Taksim kameraları hızla Selin’e odaklandı. Yanında Ayça ve Pelin vardı. Sistem yeni bir opsiyonu sordu. “Konuştuklarını işitmek ister misin?” “Evet” dedi dudaklarını ısırarak Ahmet.

Sistem kısa bir an durakladı. “Selin, üyelik sözleşmesinde dinlenmeyi engellememiş ancak Pelin engellemiş, konuşmadaki Pelin’in cümlelerini süzerek vereceğimiz için Videoback özür diler.”



Bir süre dinledi, sıkıcı şeyler. Aktif fotosentez temelli yosun bakım kürleri ve kolda ekilen genlerle çıkarılan moda makyaj organlar. Ayça kolundaki “yaşayan ikinci burnunu” gösterdi. Kızlar hep beraber kıkırdadılar. Bir hafta içinde düşecekti. Sonra istediği başka bir organı ektirecekti.


Sonra Sistem kapanmak üzere olduğunu, ya yeni bir reklam görmesi gerektiğini ya da kredi ile ödemesini hatırlattı. Ahmet hemen bir reklam daha izledi. Yeni çıkan ayakkabılardı bunlar. Siz üzerine bastıkça ayak tabanınızdan aldığı kök hücreleri çoğaltıp arttırıp kan damarlarınıza mikronik iğnelerle salan ve kandaki oksijeni arttıran harika araçlardı bunlar.

Birden aklına rakip firma geldi Ahmet’in. Kıskanıyordu Selin’i. Teknoloji bu kadar gelişmişti ama insan olarak hep şüpheleniyordu. Rakip izleyici firmaya QuantSite‘ye girdi. PHoogle‘un QuantSite‘ı alacağı söylentileri hologram saatlerde geziyordu. Harika bir siteydi bu. Daha “Selin…” diyemeden QuantSite’ın yapay zeka sistemi bilgisayarındaki kayıtları hackleyerek Videoback‘te Selin’i izlediğini öğrendi. Muhteşemdi bu hizmet. Kim saklamak isterdi ki zaten böyle bir şeyi. Eskiden “cookie” denen aptal kodlar olduğunu duymuştu ama şimdikiler tüm tepkilerini içeriyordu. Sitede gezerken gözleri nereye baktı, özellikle nerede kalp atışları hızlandı, neler istedi vs. vs.

Böylece QuantSite süratle Selin’i buldu ve başka hiçbir sitenin veremediği bilgileri dökmeye başladı. İnsanların düşünürken elde olmadan titreyen gırtlaklarındaki ses tellerinin hareketlerini ve beyinsel enerji alanlarını gözleyerek neler düşündüğünü sese çeviriyordu sistem ve hayalleri de imajlara.

Ahmet birazdan çökecekti. Çünkü Selin, Ayça’nın sevgilisine aşık olmuştu ve bunu Ahmet’e nasıl anlatacağını düşünüyor ve hırçınlıkla Ayça’yı nasıl aradan çıkaracağını hesaplıyordu.

(Yukarıdaki senaryo tamamen hayal ürünüdür. Firma isimleri makalenin yazıldığı tarihte gerçekte yoktu. Eğer zaman içinde bu firmalar kurulursa, oluşabilecek isim benzerlikleri tesadüften ibarettir. Yazıda geçen buluşların, bir kısmı yapım aşamasında, bir kısmı fikir olarak bile bulunmamıştır. İlk kez anlatılan buluşların fikir hakları yazara aittir.)

ÖZEL HAYAT HAKKI

Muhabir elinde mikrofon, ardında kameraman koşarak vatandaşları sıkıştırıyor. “Kime oy vereceksiniz hanımefendi?” Kadın irkiliyor, kamera baskısı korkunç. Gayri ihtiyari cevaplıyor. Olmadı! Cevap muhabirin kanalının desteklediği parti değil. Hırçın ve azarlayan bir sesle soruyor adam yine. “Neden! Neden o partiye oy veriyorsunuz?” Kadın kaşlarını çatıp hafifçe geri kaykılıyor önce kameraya sonra adama bakıp anlatıyor.

Oysa muhabir suç işliyor. Çünkü seçimin tarifi bellidir. Vatandaş kapalı oy mekanında ve vicdan hürriyetiyle gizli oy kullanır. Ancak Yüksek Seçim Kurulu çıkıp hesap sormuyor. “Neden insanları sıkıştırıyorsunuz? Yarın bu kadın sokakta giderken karşı partinin fanatikleri zarar verirse, gittiği kurumlarda aldatılır, intikama uğrarsa en iyisinden oturduğu yerde ters bir eğilimse bu ve dışlanırsa?” Neden bunları kimse düşünmüyor bilmiyorum.

George Orwell’in ünlü 1984 romanında insanı şaşırtan ilk şey sürekli gözetlenen vatandaşlar ve onları izleyen Büyük Kardeş / Big Brother değildi. Kahramanımızın dışındaki o koskoca toplumun gözetlemeye ve gözetlenmeye olan yüksek bağlılığıydı. Oysa ki kişilik sadece özgürken gelişir. Siz başkalarının gözleri üzerinizde değilken orijinal sizsiniz. Bu tıpkı Quantum fiziğinde bir parçacığın asla gözlenememesi gibi tıpkı karanlık bir odanın fotoğrafının çekilememesi gibi. Siz onu görüyorsanız ışık gelmiştir. O artık başka bir yerdir. Öyleyse Facebook‘ta olmayan insanlara adanmıştır bu yazı.

internet KULLANICISININ PSIKOLOJİK YAPISINA BAKIŞ

Artık web var. Herkes Kızılderili adetlerinde olduğu gibi yeni bir ergenlik geçirir gibi. Kızılderililerde ergenliğe geçen çocukların doğada yalnız geçirdikleri günler sonrasında ruh hayvanlarını veya doğa olaylarından birini içlerinde keşfettikleri dönem gibi. İkinci isimlerini alıp topluma artık bir birey olarak katılmaları gibi.

Yıllardır webdeki sosyal toplulukların kurallarını inceliyorum, sosyolojik açıdan bakıldığında temelde “hümanist yaklaşım” yani yardımlaşma ortak paydayı oluşturuyor. Yani “paylaşırsan ve herkes paylaşırsa o paylaşılan büyür” ilkesi. Kimileri bilgiyi paylaşıyor, kimileri taraftarlığı, kimileri sanatlarını ve elbette arkadaşlık sitelerinin getirdiği aşkları, yasak aşkları ve bedenlerini.


BİLİNCİN KATMANLARI



Tüm bu eylemlerin altında psikolojinin kimlik oluşturma prosesine bakmak gerekiyor. İnsan psikolojisi 3 ana katmana sahip. Doğuştan gelen, genetik - fiziksel ihtiyaçları zaman mevhumu veya “diğerleri” mevhumu olmadan, bencilce doyuran, en temel, en hayvani, en basit ve en güçlü katman id, sonra kimlik diyebileceğimiz ego ve en üstte toplumsal kurallarla şekillenmiş süper - ego.

Genelde hareketin dinamikleri en alttan başlıyor. Bünyenin yaşamsal ihtiyaçları, yeme, uyuma, tuvalete gitme, barınma, giyinme, cinsellik ve çocuk sahibi olma. Bunlar çok güçlü uyaranları olan genetik, hormonal ve yapısal sistemler. Bedenimizin sesi de diyebiliriz bu oluşuma. Temelde bir ihtiyaç oluştuğunda bu anında karşılanmak isteniyor. Süperego sert bir mürebbiye gibi idnin taleplerini kontrol etmeye çalışıyor ve toplum içindeyken müthiş bir maskeleme ve maskeyi kırma savaşı başlıyor.

Zamanla bunda öylesine ustalaşıyoruz ki bilinç katmanları arasında geçişlerimizi bile farketmiyoruz. Anlamsız “yeme dürtümüzü”, şişmanlamamızı veya “sahip olma” arzumuzun aslında mantıksızlığını, “satın alma” telaşımızı bir türlü analiz edemiyoruz. Çünkü farklı bölgeler işliyor.

Böylece internet üzerinde faaliyet geliştiren bireyler “Avatar”lara ve “nickname”lere büründüklerinde iki şey oluyor. İlki, süperego kendisini topluma kabul ettirmek, onay ve takdir almak için yeni bir kılığa giriyor. İkincisi temel ihtiyaçlarını ortaya koyacağı ve süperegonun o kadar da baskı yapmadığı müthiş bir imkanla karşı karşıya olduğunu gören id serbest kalıyor.

bilgisayar karşısında geçirilen süre uzadıkça manyetik alan sonucu beyin alfa ritmine girip yarı uyku moduna giriyor. Bu mod bildiğiniz gibi bilinçaltının açığa çıkmaya başladığı soyutun ve yarı hayal görmenin eşiğidir. Kişi uyanıktır. Ancak bilinç tam bir sınırdadır. Ego ile id arasında gidip gelmekte ve tam ne yaptığını denetleyememektedir. Çünkü alfa ritminde Süperegonun sansürleyici etkisi cılız bir ses gibidir.


Böylece kişi internet’te bulunduğunda kendi kendine farkedemediği hafif bir uyku halinde yeni bir kimlik geliştirir. Ben buyum, ben şuyum, şunları severim evet ben bunları yaparım. Her zamanki halinden daha hırçın ve korkusuzdur. Atak hareket eder. Mesajlar yazar. Resimler yollar. Hayatı akar geçer.

Bu sürecin tamamı kayda alınır. Bir çok birey, MSN kayıtlarının serverlarda tutulabileceğini, belli başlı tüm e-mail servisi veren yerlerin “tüm ama tüm” gönderileri kopyaladığını bilmez. Silindiğinde, silindiğini sanır. Oysa bu bir illüzyondur.

Kişinin satın aldıkları ve Internette gezdikleri kolaylıkla izlenir ve izlenmektedir de. Google arama kayıtlarını tuttuğunu söylüyor açıkça.

SOSYAL NETWORKLERDE AĞA YAKALANMAK

Gelelim sosyal networklere. Bu aralar Facebook yaygın hatta çılgınlık mertebesinde. Herkes kaybettiği insanları buluyor. Sistem olağanüstü yararlı. Fakat sonra? Sonrası tek bir tıklamayla ortaya dökülen özel hayatlar kimle görüşüyor, nereye üye, neler yapıyor, bir insanın tüm hayatı gözümüzde.



Sosyal networklerin “Sosyal P-o-r-n-o” dan ne farkı var bilmiyorum? Bununla üyelerin tümünün karşı cinsten arkadaş aradıklarını kesinlikle kastetmiyorum. Bir kısım için bu temel amaç olabilir. Dediğim başka. Sevginin ve özelin paylaşılması dostlukların güvenin anahtarıdır. Keşfetmenin temelidir.

Bir insanın gözlerinden, sesinden ve kokusundan başlayan aşkla, hafif CPU fanının homurtularının eşlik ettiği romantik müzik ! eşliğinde fotoğraflarına yaptıklarına bakıp bir insanı beğenmek çok başkadır. Bu sevgiyle birlikte olmakla, insanların önemsiz olduğu tek amacın cinselliğin doyurulması olan aptal p-o-r-n-o kültürü arasındaki fark gibidir. Kim olsa olur gibi.


Öyleyse sosyal network, eğer tüm özel hayatımızı kapsıyorsa bu bir “sosyal teşhir”dir. İç organların döküldüğü bir yapıdır.


Sosyal Network Nedir? Videolu anlatım.
http://www.dailymotion.com/swf/6ptYS3bzv8V4mgTEC

Teknik amaçla veya arayan bulsun bari diye kaydolanlara diyeceğim bir şey yok. Düşüncem bir süre sonra sosyal networklerin inanılmaz boyutlara varacağı.

Yukarıda girişte okuduğunuz senaryo gibi. Ben bir sitede yazdığım halde ve yıllardır göz önünde olduğum halde iç dünyamı kendime ve sevdiklerime saklıyorum. Sadece bilgimi değerler bütünlüğümü ve eserlerimi açıyorum topluma. Ve her zaman tehlikeyi hatırlıyorum. “Neden yazıyorsun? Onaylanmak ve takdir toplamak için mi? Sevdiğin ve paylaşmak istediğin için mi ?” Böylece yüzlerce yazı çöpe gidiyor. Sizlere mümkün olduğunca saf ve temiz bilgi kalıyor.

Sağlıcakla kalın. Dostlarınızın yanına giderek dertlerini sahiplenerek sayılarını arttırın. Tespih tanesi gibi isim zinciri toplamayın. Unutmayın ki evlerin en kolay yıkılanı, örümceğin evidir. Ve o da aynı web gibi ağdan oluşmuştur.

“Webdeki ya da gerçek hayattaki sosyal topluluklar, kapalı kaplarda dengeye ulaşmaya çalışan gazlar gibi… Birisinin yoğunluğu azalırken diğeri artıyor… Ta ki ikisi eşitlenene kadar… Bakalim web’in ya da sosyal toplulukların sonu ne zaman gelecek?” Binlerce üyesi olan ve ismini gizlememi isteyen bir topluluk portal sahibinin görüşleri.

EN ÜNLÜ SOSYAL NETWORKLER

Wikipedia’da Liste
http://en.wikipedia.org/wiki/Categor...ial_networking

www.Facebook.com
www.Yonja.com
www.Orkut.com
www.Myspace.com
www.Secondlife.com
www.80620.com


Kaynak: Güneşin Tam İçinde.
Ekli Dosyalar
Click image for larger version

Name:	bilinc.jpg
Views:	771
Size:	13.6 KB
ID:	3791   Click image for larger version

Name:	mffacebooksep071_1_2.gif
Views:	800
Size:	54.6 KB
ID:	3792   Click image for larger version

Name:	bigbrotherbizolduk.jpg
Views:	778
Size:	40.4 KB
ID:	3793  

Mesaj ssonmez tarafından 20.10.2007 (20:21) yeniden düzenlendi..
ssonmez şu an çevrimdışı   Mesajdan alıntı yaparak yeni bir cevap ekleyin
Old 21.10.2007  
BYK
 
BYK's Avatar
 
Üyelik Tarihi: 08.04.2003
Yer: Ankara
Yaş: 19
Mesaj: 653
Görsel: 8
Re: "big Brother" Biz Olduk, Sosyal Networklere Farkli Bir Bakiş

Açıkçası oldukça yanlı bir yazı gibi geldi. Her ne kadar çoğunluğu yansıtsa da bu sitelerin yararları da göz ardı edilemez(karşı cins ayartma konusunda değil taib kesinlikle). Bu "Oyunlar çocuklarımızın beynini yıkıyor!" gibi bir önermeye benziyor. Ya da televizyona aptal kutusu demeye.

Ben bu tarz yazılar gördüğümde sonuna kadar okuyorum vaktim varsa ancak gördüğüm şey hep bir tarafa "tü kaka" derken öbür tarafın yüceltilmesi ve bu kesinlikle benim mantık ve görüşlerime aykırı.
__________________
Hayata gülümse!

Fotoğraf Sergim - www.fototonik.com/madbyk@gmail.com/Denemeler
BYK şu an çevrimdışı  
Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Spurl'e kaydet! http://reddit.com/submit?url=%url%&title=%title%Wong'e kaydet!Yahoo'ya kaydet!Google'a kaydet!MSN'e kaydet!Facebook'e kaydet!
Mesajdan alıntı yaparak yeni bir cevap ekleyin
Old 22.10.2007  
oky
 
oky's Avatar
 
Üyelik Tarihi: 30.12.2000
Yer: İstanbul
Yaş: 23
Mesaj: 2,775
Görsel: 12
Re: "big Brother" Biz Olduk, Sosyal Networklere Farkli Bir Bakiş

muhteşem bir makale olmuş,

web'in hızlı evrimi karşısında beynimde elektrik sinyalleri şeklinde dolanaduran ve hep bir şeyler eksik kalırsa diye kelimelere dökmeye cesaret edemediğim, belki de beceremediğim gözlem ve düşüncelerime oldukça yakın.

yazının en çarpıcı yeri bana göre kızılderili benzetmesi olmuş.

doğru, belki çok uç noktalarda, belki ancak rüyalarda karşımıza çıkan ve çoğu kez de kendimize itiraf etmekten bile kaçındığımız ama içten içe de farkındalık katsayımızın arttığı o içimizde yatan gerçek kimlik, internette geçirilen vakit arttıkça daha belirgin bir şekilde ortaya çıkıyor.

biraz olsun rahatladım diyebilirim.

ancak,

tüm bunlara ek olarak geçirmekte olduğumuz bu "ergenlik" döneminin, gelecekte kaçınılmaz olarak insanlığın erişeceğini düşündüğüm o üstün yetişkinlik evresi için bir araç, zaruri bir dönem olduğunu düşünüyorum.

yani bir nevi tüm taşlar ortaya dökülecek, malzemeye bakılacak.

çünkü geçmişte ve günümüzde modernite denilen şeyin, tıpkı bir reklamda da gördüğüm gibi plajda kızlar göbeğini görmesin diye soyunma kabinine kadar karnını içine çeken ve kabine girer girmez gönül rahatlığıyla tüm foyasını döken bir erkekten farkı yok.

demek istediğim; her bireyin yalnızken bambaşka olduğu bir topluluğun nasıl oluyor da bir araya geldiğinde bambaşka bir şeye dönüşebildiği..

iki yüzlülük.. temeli sağlam değil ve yıkılmaya mahkum gibi..

işte bu ergenlik tüm gerçekleri tokat gibi suratımıza çarpıyor.

ve inanıyorum ki, sorunun kaynağı netleştikten sonra çözüme gitmek daha kolay olacak.

kısacası ben bu dönemi doğum sancısı olarak nitelendiriyorum.
__________________
.
blogger | deviant | lastfm | twitter | myspace
oky şu an çevrimdışı  
Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Spurl'e kaydet! http://reddit.com/submit?url=%url%&title=%title%Wong'e kaydet!Yahoo'ya kaydet!Google'a kaydet!MSN'e kaydet!Facebook'e kaydet!
Mesajdan alıntı yaparak yeni bir cevap ekleyin
Old 22.10.2007  
soul
 
soul's Avatar
 
Üyelik Tarihi: 13.07.2000
Yer: LND
Mesaj: 4,275
Re: "big Brother" Biz Olduk, Sosyal Networklere Farkli Bir Bakiş

Makale hos olmus ben ozellikle giristeki bilim-kurguyu sevdim

Alıntı:
oky tarafından gönderilen mesaj: Mesajı Görüntüle
tüm bunlara ek olarak geçirmekte olduğumuz bu "ergenlik" döneminin, gelecekte kaçınılmaz olarak insanlığın erişeceğini düşündüğüm o üstün yetişkinlik evresi için bir araç, zaruri bir dönem olduğunu düşünüyorum.
Bu ilginc bir dusunce ancak ben durum bunun tam tersi. Insanlik olarak doyumsuzluga gidiyoruz cunku hersey yapildi ve yapilacak seyler insanin genel dogasina cok aykiri olaylar ve biz de artik onlari hedeflemeye basladik.

Artik insanlarin Jackass, Wild Boys izlediginiz dusunursek ve internette akla gelmeyecek inanilmaz uc noktalardaki siteleri gorunce / duyunca ne demek istedigini anlayabilirsiniz sanirim.

Ama konuyu tamamen internet ve sosyal aglara odaklarsak belki dedigin dogru olabilir ve belki hafif degisiklikler gorebiliriz. Sanirim linkedin sosyal aglar uzerinde bu acidan guzel orneklerden birisi.
__________________
FERRUH.MAVİTUNA - İnanmıyorum, yeni site!
soul şu an çevrimdışı  
Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Spurl'e kaydet! http://reddit.com/submit?url=%url%&title=%title%Wong'e kaydet!Yahoo'ya kaydet!Google'a kaydet!MSN'e kaydet!Facebook'e kaydet!
Mesajdan alıntı yaparak yeni bir cevap ekleyin
Old 23.10.2007  
kuduk
 
Üyelik Tarihi: 28.04.2007
Yer: Ankara
Mesaj: 273
Re: "big Brother" Biz Olduk, Sosyal Networklere Farkli Bir Bakiş

kesinlikle ele anılması (ve her internet kullanıcısı tarafından okunması) gereken bu konudaki makaleniz oldukça etkileyici. aşağıda bazı detay hususları ve kimi eleştirileri de dillendirmek istedim:

Özel hayat hakkı (yaygın kullanımı "Özel Hayatın Gizliliği" fakat bu konu esasen "Haberleşme Hürriyeti" ile tanımlanır)
hayatımın bir döneminde -hukuk derslerinin de etkisinden olsa gerek- özel hayatın gizliliğinin elektronik erişim vasıtaları ile nerede ise tamamen ihlal edildiğini düşünmekte idim. fakat daha sonra irade kullanımının dini, felsefi ve teknik incelemelerinde bunun esasen bu kadar önemli olmadığını, konunun amaçtan çok araç olarak gösterilerek kullanıcıların uyutulduğunun farkına vardım. yine de tezinizin karşısında da çok ciddi eleştiriler mevcut:

1. özel yaşam hakkı esasen birey-birey, birey-cemiyet/cemaat, birey-devlet ilişkilerini etrafında dönmektedir.
a-bireylerin diğer bireyler ile ilişkileri bir etkileşim anlamına gelir. göndermiş olduğumuz mesajın karşı taraf tarafından alınması ve algılanması etkileşimi (iletişimi) oluşturmakta. mesajın aidiyeti mesajı oluşturan kadar mesajın alıcısına ait olduğu için (bu mesajın yayınlanabilirliği konusunda özel bir not olmadığı müddetçe) diğer haklar ihlal edilmeden isterse yayınlanabileceği öngörülmekte. örneğin ayşe isimli manken kişi ali isimli er kişiye "tostumu yedim, bekliyorum" şeklinde bir mesaj iletmiş ise ali, kankisi mehmet'e "şimdi uza ayşe tostunu yemiş bekliyor" şeklinde bir bilgiyi sunabilir. hatta gazetelere ayşe 1.1.2006 gecesi tost yedikten sonra beni bekledi şeklinde de bir beyanatta da bulunabilir.
b. birey-toplum ilişkilerinde arzulanan gizliliğin nedeni (gayri kanuni bir faaliyet olmadığı müddetçe) cemiyet/cemaatin gizlilik cazibesini erotik bir zevk formunda yandaşlarına sunma isteğidir*.
c. birey-devlet ilişkileri: halihazırda birey devlet ilişkileri resmi ve yazılıdır. bu ilişkilerin tüm içeriği resmi hizmete mahsustur. ve resmi kişi tarafından açıklanması ilgili normlar ile (Devlet Memurları Kanunu ve kurumların özel yönetmelikleri) yasaklanmıştır.

2. esasen tüm kişisel bilgilerinize erişilmiş olsa bile; bilimsel metotlar ve psikoloji (kaldı ki bu disiplinin bilimselliği konusunda da çok ciddi eleştiriler mevcuttr.) bir sonraki olası hareketinizi ortaya çıkaramaz. bunu sağlayacak bir model 10 üzeri 123 bit bellek gerektirir ve pragmatik olarak bir sonraki hareketimizi ortaya koyacak teknik imkan mevcut değildir(1).

3. Bir sisteme dışarıdan enerji verilmediği müddetçe düzen düzensizliğe düzensizlikte kaosa dönüşür**. Bir sırrı korumak istiyor isek sürekli olarak onu saklamak ve gizlemek zorundayızdır. Eğer herhangi zamanda bu konuda çaba harcamaktan sakınır isek o an bu bilgi ifşa olmuştur. Aynı gerçeklik sistem güvenliği içinde söz konusudur. Bir bilişim sisteminin güvenli olması pasif bir hareket ile sağlanamaz. Bu konuda sürekli aktif hareket edilmeli ve para harcanmalıdır.

İnternet Kullanıcsının Psikolojik Yapısına Bakış
Bu konuda biraz daha detaya gerektirmektedir: Günümüzde (uzak gelecekte internetin bireysel kullanıcılar tarafından bu açmaçla kullanılmayacağını düşünüyorum***) bireysel internet kullanılarının popüler uygulamaları insanların kendilerine ait sunabilecekleri tüm property**** (kısmen mülkiyet anlamında) yi konu edinebilmektedir. Bu mülkiyet geniş pazarlarda diğer kullanıcıların ücretli veya ücretsiz beğenisine sunulmaktadır. Elbette herhangi bir mülkiyetin pazarlanması günümüz etkin dünya görüşünün (kapitalizm) yüksek ahlaki öngörüleri ile kullanıcılara zevk vermektedir. Bu bir başka açıdan ise sermaye sahipleri tarafından herkesin elinde bulunan mülkiyetin deşifre edilerek (gönüllülük üzerine kurulu sistematik bir dokümantasyon ile) materyalist bir değer olarak ta kullanılabileceği anlamına gelir.

Daha açık bir örnek ile bir forumda; web 2.0 uygulamaları üzerinden kapitalizmin eleştirisini içeren bir beyanatta bulunmam (bu fikrimin bir başkası tarafından bana karşı veya kendi yararına kullanılabileceğini kabul etmem anlamını taşırken) bu beyanımı dokümante ederek sisteme sunmam anlamını da taşımaktadır. Halbuki ben bu fikri kendime saklayıp, daha geliştirip yüksek bir değer ile de pazarlayabilir veya kapitalist sistemin içine uygun bir taşıyıcı ve çoğaltıcı metod ile zerk edip, sistemi tehdit edecek bir güç olarak da kullanabilirdim.

Popüler etkileşimli uygulamalar psikolojik bir öngörü değildir. Aksine zevk tuzağıdır. Tuzağın zevk vermesi amaç değil araçtır. Öngörülen etkileşimli bireysel web uygulamaları (bireysel mülkiyetin internette sunumu)
ile mülkiyetiniz ifşa edilmesi, sisteme eksiksiz katılımınız sağlanmaktadır.

Bilincin Katmanları
Bu ifadeler (id, ego ve süperego ile insan davranışlarının açıklanması) bir zamanalar üzerinde çalışığım agresif sürücülükte kullanılan ifadelere oldukça yakın. Sanırım insanın araç (otomobil) kullanma tutumları ile internet kullanma tutumları birbirine oldukça benzer. Hatta aracın sürücünün kimliğini gizlemesi nedeni ile trafik suçu işlemeye yönelmesi arasındaki korelasyon bile dillendirilmiştir. Ben (bu konuda bilimsel bir veriye sahip olmasam bile) insanın araç kullanma ve sonuçlarını algılaması arasındaki ilişkinin psikolojinin kestirme dayanan metodlar ile açıklanamayacağını düşünüyorum. Özellikle adalet psikolojisi konusundaki çalışmalar bilincin ortadan kalktığı anları trans ya da hipnozdan çok hormonal dengeyi etkileyen olaylara (hiddet, elem, keder) bağlamıştır.

Bu başlıkta kısmi olarak değinilen internet kullanıcısının bilgi eksikliği insanımızın sadece bu konuda değil diğer konulardaki bilgi eksikliği ile de bağlantılıdır.

Sosyal Networklerde Ağa Yakalanmak:
Bu fenomenin sadece "sosyal teşhir" olarak ifadesi oldukça ilkel ve kıt bir tanımlama olabilir. Ek-1'de gönderdiğiniz resimde görülebileceği gibi insanlar gerçek ortamda olduğu gibi internettede sokaklarda, caddelerde ve meydanlarda dolaşmakta, uygun kafelerde oturup bir şey içerken konuşmakta ve bazen de müzik dinlemektedirler. Teşhir esasen saklı olanın ifşası ve bundan zevk alınmasına dayanan bir sapmadır.Bu olgunun (gezmek/ortamlara akmak) teşhir olarak algılanması kafeye, bara giden kişinin bu hareketinin de bir sapma olarak algılanmasını gerektirir. Kanaatimce bu bir sapkınlık değildir ve insanların internet ortamında topluluklar oluşturması yeni bir yaşam şeklidir.

İnternet gerçek dünyanın izdüşümüdür. Gerçek dünyadaki kimliğimiz sokakta gezerken veya alışveriş yaparken ne kadar aşikar ise internette gezerken de o kadar aşikar olabilir.

Kaynaklar
1.Shermer M., Kanıtı Olmayan Gerçekler editör Brockman J., 2007, NTV Yayınları.

Dipnotlar
*cemaat psikolojisini sürü psikolojisinden en iyi ayıran yazar filozof Ortega y Gasset'tir. Benliğin ifadesinin gayet zor olduğu bu çeyrekte Gasset'in "Kitlelerin İsyanı" adlı eseri ile ülkemizin cemaatçi akımları çok yerinde teşhisler ile tanımlanabilir. "Kitlelerin İsyanı" bir bireyin bu oluşumları tanımlamak ve teşhis etmek adına kullanılabilecek en doğru mihenk taşıdır.
**Bu tanım termodinamiğin 2. kanunun sığ bir ifadesidir.
***Şahsi kanaatim internetteki bireysel paylaşımın zaman ile ortak pazarlardan çekileceğine yöneliktir. bu kanaat her ne kadar iyiniyetin beaanati olarak algilanabilse de, zamanla internet kullanicilari paylasacak bir özelliklerinin kalmadığını veya bir değere sahip olduklarını görecekler ve dibe vurup bu mülkiyetlerini belirli bir amaç uğruna paylaşmak isteyeceklerdir. Fakat gizli de olsa (fikri mülkiyet hakları amaç edinilerek) bu amaca hizmet edebilecek muhtemel sitelerin (c2c, c2b) veya uygulamaların (p2p) el değiştirilerek (satın alınarak) bir şekilde köreltildiğini, bu tür amaç güden insanların bir ağ kurmasının engellendiğini de sezinlemekteyim.
****İnternetteki bireysel paylaşımı tanımlayan ve elektronik olarak ifade edilebilen bireysel mülkiyet yalnızca gittigidiyorda satışa sunduğumuz prada marka ayakkabı değildir. Esasen bu mülkiyet sizin prada marka ayakkabı tercih etme alışkanlığınızdır. Ya da facebookta oluşturduğunuz ağın genişilği ile sizin potansiyel bir devrimci olabilecek cazibeye sahip olup olmadığınızdır.
kuduk şu an çevrimdışı  
Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Spurl'e kaydet! http://reddit.com/submit?url=%url%&title=%title%Wong'e kaydet!Yahoo'ya kaydet!Google'a kaydet!MSN'e kaydet!Facebook'e kaydet!
Mesajdan alıntı yaparak yeni bir cevap ekleyin
Old 23.10.2007  
ssonmez
 
ssonmez's Avatar
 
Üyelik Tarihi: 21.03.2003
Yer: Şehr-i İstanbul - Kıtaların Busesi
Yaş: 35
Mesaj: 1,358
Görsel: 104
Re: "big Brother" Biz Olduk, Sosyal Networklere Farkli Bir Bakiş

Cevaplar çok kaliteli ve sorgulayıcı çok sevindim

Sırayla bakalım

@ BYK, hiç bir şey tek yanlı değildir. Herşeyin birileri için bir yararından söz edilebilir. Şu anda medyada ve internet'te öylesine moda tabirle sosyal network ve sanal grupların yararlarının tanıtımı var ki bildiklerinizi sıkıcı bir şekilde tekrarlamak istemedim. Yazının temel amacı başlıktan anlaşılacağı üzere, diğer taraftan da bakmaktır. Ancak günümüzde o kadar normal oldu ki makalenin okunması bile yakın tarihte mucize olabilir ve okuyucular bir türlü anlayamayabilir neden özel bir dünyanın olması gerektiğini.

Oyunlara gelince oyunların beynin soyut ve matematik bölümlerinin gelişmesine izin vermeyerek bunun yerine hareket görme merkezlerini aşırı geliştirdiği benim değil dünya bilimadamlarının yıllardır makaleler yazdığı bir konu. Özellikle elde silah gezilen oyunları çok oynayan çocuklarla şiddet arasındaki korelasyon Almanya Ulm Üniversitesi Psikiyatri Kliniği Müdürü ve beyin araştırmacısı Manfred Spitzer tarafından Pissa verilerinden yola çıkılarak pek çok kez dile getirildi.
http://www.uni-ulm.de/klinik/psychiatrie3/leitung.html
Yine dediğim gibi oyunların yararı yok mu? Var. Ama yarar / zarar ölçüsü nedir?

@oky, öncelikle teşekkür ederim. internet toplumunun geçirdiği ergenliğin sonuçlarını maalesef çok iyi görmüyorum. Çünkü giderek daha kontrollü web kullanıcıları olmuyoruz. Aksine çeşitli cihazlarla tatilde bile bu dijital bağdan kopamıyor, zamanımızın tümünü sanal dünyada geçirmeye çalışıyoruz. Gün gelecek beynimize direkt bağlanmasına biz talip olacağız.

@soul teşekkür ederim. Yıllardır bilimkurgu yazmamıştım. Yeniden hikayelere dalsam mı
Ben de, giderek denenmemiş herşeyi arayan insanın sonunda denenmemiş olağanüstü ve çok kötü bir şey bulacağından korkuyorum. Deneyim açlığının sebebi nedir? Bilgi edinme ihtiyacı mı, merak mı? Ego'nun sürekli faal olmak için bulduğu bir yöntem mi?

Doğudaki bilgeler, asıl bilginin tecrübe edilemez olduğunu düşünür. Bu nedenle zamana bağlı olarak öğrenilen deneyimin kurulan tüm bağların aslında zaten varolan olağanüstü bağı Quntum düzlemindeki bağı reddetmek oldığunu söylerler. Elbette bu kelimelerle söylemezler ama Mevlana'nın diliyle sen kendindeki mumu söndür, bak Güneş doğmakta...

@kuduk çok sağlam bir cevap olmuş. Görünce önce endişelendim tamamını doğru anlayabildim mi diye bir daha okudum.
Bazı yerlerdeki eleştirilerine katılıyorum ancak toplumsal örf ve ananeler ile yasalar her zaman tam örtüşmüyor. Bir örnek "tostumu yedim bekliyorum" diyen kadını, arkadaşına anlatan aslında delikanlı değildir.
Bununla övünmek delikanlılık raconunda yani o alt kültürde ayıptır. Sevgili mahremdir. Dolayısıyla haber alma ve iletişim sonucu el değiştirien mesajın açıklanması yasaktır. Örneğin Gamze Özçelik olaylarında sevgilisi "Görme hakkını" tüm toplumla paylaşınca öylesine büyük bir afaroza uğradı ki özel yaşam nedirin en somut sonuçlarını görüp ülke dışına kaçtı.

Devam edelim. Diyorsunuz ki bir kafede oturmakla iletişime geçmekle sosyal toplulukta olmak aynıdır. Hayır değildir. Çünkü kişi kafede otururken boynunda Facebookta olduğu gibi ben şuyum buyum özgeçmişim arkadaşlarım gruplarım bitirdiğim okul budur diye gezmez.

Böyle gezene de herkes biraz tuhaf bakar değil mi?

Gerçek yaşamda özgeçmiş bir öyküdür. Siz onu öğrenirsiniz.

sizin bir sonraki hareketlerinizi tahmin etmeleri sorun değil. Asıl sorun size bir yazınızdan sinir olan kişinin gidip kardeşinize zarar verebilmesi, ya da iş yerinize gelip sizi huzursuz edebilmesi kafayı size takan bir kadının biraz uğraşla eşinizi bulup evliliğinizi sona erdirebilmesi, çocuğunuzu okul çıkışı beni baban gönderdi. Annenin adı şu bak şurada çalışıyor seni şurada bekliyor deyip kandırıp kaçırabilmesi. Hatta Annenizin kızlık soyadını bir kaç dakikada dayınızı bularak soyadına bakıp öğrenebilmesi. Doğum tarihinizi çağrı merkezine söyleyerek ve bankanızdan şifrenizi kolayca elde edip paralarınız alıp gidebilmesi anlamına gelir.

Bu söylediklerim daha işin başı kimbilir neler göreceğiz?

Sistem içindeyken yapacağınız hiçbir değişim hiçbir farklılaştırmadan bahsedemezsiniz.

Matrix'te hain olan bir adam vardı. Ve Matrix'e geri dönüp güzel yemekleri yemek istiyordu. En çok gerçek dünyadaki lapamsı yemeklerden nefret ettiğini söylüyordu. Sözlerini hiç unutmadım. O sistemin dışına çıkmak istemiyordu.

"Gerçek" dışarıda olmasına karşın o konforu ve onu bağlayan sistemi istiyordu.
ssonmez şu an çevrimdışı  
Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Spurl'e kaydet! http://reddit.com/submit?url=%url%&title=%title%Wong'e kaydet!Yahoo'ya kaydet!Google'a kaydet!MSN'e kaydet!Facebook'e kaydet!
Mesajdan alıntı yaparak yeni bir cevap ekleyin
Old 23.10.2007  
BYK
 
BYK's Avatar
 
Üyelik Tarihi: 08.04.2003
Yer: Ankara
Yaş: 19
Mesaj: 653
Görsel: 8
Re: "big Brother" Biz Olduk, Sosyal Networklere Farkli Bir Bakiş

Tekrar merhaba

Bence teknolojinin hızlı gelişmesinden endişe duyduğu için konuya ister istemez önyargıyla yaklaşıyorsunuz. Öncelikle kuduk'un gönderisinin son iki pragrafı oldukça doğru ve vurucu bence. Kaldı ki sosyal ağ sitelerinde bilgilerinizi kişi bazında bile kısıtlama imkanınız varken(bkz. Facebook) insanların bilgilerini tamamen gönüllü olarak ifşa etmeleri tamamen kişisel tercihe bağlı bir olgudur. Bu durumdan zarar gördüğü takdirde bilgilerinin herkese açık olmaması gerektiğine karar verip bunu uygulaması da yine hayat boyu yaşadığımız öğrenme/topluma uyum sağlama sürecinin bir parçasıdır.

Ben genel olarak internette kimliğimi gizlemiyorum çünkü bu gizli kimliğin arkasına sığınıp bir şeyler yapmıyorum ve gerçek hayattaki "gerçek" kişiliğimle internet dünyasında da yer alıp ilgi duyduğum konu ve alanlarda(örn. programlama) daha çok insanla iletişime geçebiliyorum.

Oyunlar konusunda da matematiksel ve soyut düşünme kısmını geliştirmediği konusunda yazılan yazı açıkçası ben rast gelmesem de(yanlış anlamayın yalanlamak için değil konu üzerine çok araştırma yapmadığımı belirtmek içni söylüyorum bunu) şiddet içeren oyunların belirli yaş düzeyinin altındaki çocukları ciddi anlamda olumsuz etkilediğini hatta bir kısmında saldırganlık yarattığını biliyorum. Yine de oynanan bir çok oyun sadece el-göz koordinasyonunu geliştirmiyor, oynayanların bir çok farklı problemle karşılaşıp durumlara farklı açılaradan bakmalarını da sağlıyor.

Belirttiğim gibi biraz da nasıl görmek istersek öyle görüyoruz, yazdılarınız kendi görüşünüz, bunlar da benim görüşlerim. Size katılmıyor olsam da bu yazınızın gayet güzel ve okunmaya değer oluşunu kesinlikle değiştirmiyor
__________________
Hayata gülümse!

Fotoğraf Sergim - www.fototonik.com/madbyk@gmail.com/Denemeler
BYK şu an çevrimdışı  
Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Spurl'e kaydet! http://reddit.com/submit?url=%url%&title=%title%Wong'e kaydet!Yahoo'ya kaydet!Google'a kaydet!MSN'e kaydet!Facebook'e kaydet!
Mesajdan alıntı yaparak yeni bir cevap ekleyin
Old 23.10.2007  
kuduk
 
Üyelik Tarihi: 28.04.2007
Yer: Ankara
Mesaj: 273
Re: "big Brother" Biz Olduk, Sosyal Networklere Farkli Bir Bakiş

cevap olarak belirttiklerinizi 3 başlık altında toplayacak olur isek;

1. "internette gözlemlenen tutumlar kanunlar tarafından uygunsuz bulunmasa da diğer normlar tarafından uygun bulunmayabilir. " evet söylemiş olduğunuz doğru. örf ve adetleri içinde yaşadığımız toplumda bir süreç dahilinde öğrenebiliyoruz. fakat internetin henüz yaşı 20'yi aşmadığı için belirli bir norma (tcp-ip protokolü hariç olmak üzere) sahip değil. sanırım insanları kullanıcıları ürkütende bu. fakat şunu dikkate almak lazım. insan medeniyeti henüz çok genç, bu medeniyete ait olan kurallarda oldukça genç ve göreceli. homo-sapiens e ait dna örneklerinin yaşı sadece 200.000. insanların birbirleri ile ilişkilerini düzenleyen özgün kurallar ise sadece 10.000 yaşında. bundan önceki zamanda ise sadece Tanrı'nın kuralları veya bu kuralların tezatları hüküm sürmektedir. yazılı birikimiz ise 7.000 yıllık. bu birikim şu an sadece insanların birbirleri ile gerçek anlamdaki iletişimini tanımlayabiliyor, konumlandırıyor ve düzenliyor. Sadece 20 yaşındaki bir iletişim metodu için bundan daha fazlasını beklemek ancak insanı ve dünyadaki marifetlerini yüceleştirmektir. Bence bahsetmiş olduğunuz delikanlılık raconu veya diğer gerçek dünya normları internete doğrudan uygulanamaz. Bunlar esasen yüz ve mimiklerinizi, toplumun baskısını, ayıplamayı, gerekirse dışlayıp aforoz etmeyi yaptırım olarak kullanır. İnternette bu ve benzeri yaptırımları teknik anlamda konu bile edemezsiniz. Şu an için geçerli ve etkin tek kural tcp-ip'dir.

2. "Kafede oturup iletişime geçmekle sosyal toplulukta olmak aynı değildir. " İletişim açısından bu söylediğinizi ispatlamak oldukça zor. Mesaj bir alıcıya iletildi ve alıcıda (mesaj veren farkında olmasa bile) bu durumun bilincinde ise iletişim her ortamda gerçekleşmiştir. Kafede oturuken özgeçmişinizi boynunuzda taşımasanız bile, kafeye gelirken kullandığınız ulaşım aracından, ödemede kullandığınız kredi kartının sınıfına kadar (normal, gold, premium, black vs), konuşurkenki aksanınızdan size kulak kabartıp konuşmalarınızı yakalayanların öğrendiklerine kadar bilgilerinizi dışarıya sunmaktasınız(mesaj gönderme). Uygun alıcı kanallarına sahip kişiler mesajlarınızı alarak elbette kullanabilir. Kaldı ki birisi sizi veya yanınızda bulunan kız arkadaşınızı evine kadar takip de edebilir. Kötü niyeti gerçekleştirmek üzere toplumsal alandaki faaliyetlerinizi gözlemleyebilir. Bir iletişim olıuşturduğunuz müddetçe gerçek hayatta veya internette her türlü saldıraya açıksınızdır.

3. Anne kızlık soyadı üzerine örnekleriniz için: Güvenlik uygulamalarındaki aksaklıklar eskiden de vardı. Başkasının bakkal defterine sigara, çerez yazdıran bir çok okul arkadaşım bulunmaktaydı. İyi niyetli bakkal, "falanca teyze 2 samsun istedi" dediğinizde kızlık soyadı sormadan malı veriyor ve o kişinin hesabına bunu alacak olarak yazıyordu. Aynı zamnda bir uygulamanın eksik ya da hatalı kullanım sonuçlarının metafor olarak ele alınmasını doğru bulmuyorum. Tüm sistemlerde ve uygulamalarda kötü niyetli kullanımlar mevcuttur.
kuduk şu an çevrimdışı  
Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Spurl'e kaydet! http://reddit.com/submit?url=%url%&title=%title%Wong'e kaydet!Yahoo'ya kaydet!Google'a kaydet!MSN'e kaydet!Facebook'e kaydet!
Mesajdan alıntı yaparak yeni bir cevap ekleyin
Comment

Etiketler
ozel hayat , orkut , facebook , big brother , 80630 , sosyal network



 
Zoque'a hoşgeldiniz!
Zoque 27.02.1999 tarihinde yayın hayatına başlamış, paylaşıma dayalı bir oluşumdur. Tasarım, teknoloji, web, kültür ve sanat ana başlıkları altında bilgi paylaşımı ve benzer değerlere sahip katılımcıların birbirleriyle iletişime girmelerine imkan sağlar. "Az ama Öz" sloganından yola çıkarak, kaliteli ve nitelikli katılımı temel alır.

Saygın ve ciddi bir ortamda yardımlaşmak, haberleşmek, kendi bildiklerini diğer katılımcılarla paylaşmak isteyen, oluşumumuza düzenli katılımda bulunacağı inancını taşıyan konuklarımızı üye olmaya davet ediyoruz. [ » ]


Üye Girişi:

UslanmaM baktabul.com TEKplatform TEKplatform

En popüler ilk 100 etiket
Tag Cloud
acil